sezinlegez.com

Antalya

Zaman : 25-29 Ağustos 2017
Rota     : Antalya»Adrasan»Demre »Kekova
Gezi Detayı
Yapmadan Dönme
Galeri
Video
 
Mavinin, Yeşilin ve Tarihin Diyarı Antalya

Demre

Demre, komşu yerleşimler kadar popüler bir durak olmamasına rağmen aslında potansiyeli gayet yüksek. Tarihi eserleri, plajlarıyla önümüzdeki senelerde adını daha sık duyacağımız kesin... Günümüzde yerleşimde göze en çok çarpan şeyler seralar. Bu durumda yerel halkın şimdilik turizmden ziyade seracılığa daha önem verdiğini anlıyoruz. Ama bu demek değil ki Demre’de turist yok. Aksine özellikle Rus turist yoğunluğu var ve bu durum Demre’de bolca görülen Kiril alfabesini açıklıyor. Bu Rus turist yoğunluğunun sebebi ise; bizim Noel Baba olarak adlandırdığımız ve Ortodoks inancında önemli bir yere sahip olan Aziz Nicholas.

 

demre st nicholas kilisesi
Noel Baba olarak bilinen Aziz Nicholas'ın heykeli.


Demre’ye Nasıl Gidilir?

Ben Adrasan’dan Demre’ye devam ettiğim için öncelikle bunu aktaracağım ama Antalya’dan direkt Demre’ye ulaşım yine Antalya otogardan kalkan Kumluca Seyahat araçlarıyla mümkün.

Adrasan’dan Demre’ye gitmek için öncelikle ana yola çıkmak gerekiyor ki bunu da Adrasan sahilinden kalkan Antalya arabalarıyla yapabilirsiniz. Çiçek Tur’un Antalya arabası ile anayol üzerinde araçların mola verdiği yere gidiyorum ve oradan Kumluca Seyahat minibüsüyle yaklaşık 1,5 saate Demre’ye varıyorum (ücret: 14 tl). Ulaşım gayet rahat ve yol boyu geçtiğiniz yerleşimleri ve turkuaz rengi denizi izliyorsunuz. Hatta Finike-Demre arasında gördüğünüz koyları; orada yüzme isteğiyle iç geçirerek izliyorsunuz ki o ayrı bir dram (bknz. Mağaralı Koyu ve Gökliman Plajı).

Demre’ye ulaşınca kalacağım yer olan Kent Pansiyon’un sahibi Salih Bey beni terminalde karşılıyor ve hemen kısa bir Demre turu ile şehrini tanıtıyor. Myra, Demre sahilleri, kalıntılar, soğuk su derken yerleşimi çözümleyip önümüzdeki 2 gün nereleri nasıl gezeceğimi kafamda planlıyorum. Sonra sevimli ve samimi bir aile işletmesi olan Kent Pansiyon’a varıp aileye dahil oluyorum (her konuda çok yardımcı ve çocukluktan beri turizmin içinde olan Salih Bey'le gerek konaklama gerekse Likya Yolu rehberliği için iletişime geçebilirsiniz).

 

myra antik kenti demre
Myra Antik Kenti.

 

Demre’de Nereler Gezilir?

Malum kısa ve yoğun bir gezi olduğu için zaman kaybetmeden harekete geçiyorum ve pansiyondan ayrılıp ilk hedefim olan yakın mesafedeki Myra Ören Yeri’ne varıyorum.

Myra Arkeolojik Alanı: Antik Likya Uygarlığının en önemli kentlerinden biri olan Myra’nın kuruluşu M.Ö 5.yüzyıla dayanıyor. Günümüzde denizden bu kadar içeride yer alan Myra’nın zamanında bir liman kenti olduğunu ve Demre çayının taşıdığı alüvyonların bu kadar alanı doldurduğunu öğrenince bölgedeki seraların yoğunluğu daha bir anlam kazanıyor (ee bereketli toprakları değerlendirmek lazımmış tabii ki).

Aziz Nicholas’ın piskoposluk yaptığı yer olmasıyla ünlenen Myra’nın adının anlamı; “yüce ana tanrıçanın yeri” demekmiş. M.S 5.yüzyılda Likya başkenti olan Myra, 7. ve 9. yüzyıllar arasında Arap saldırılarına uğramış ve sonunda terk edilmiş. Bu akınlar sonucunda şehrin önemli bir yapısı olan St.Nicholas kilisesi yıkılmış fakat tiyatro ve kaya mezarları günümüze kadar ulaşmayı başarmış.

 

demre
Myra tiyatrosu.

 

Bu arkeolojik alanın daha büyük olacağını düşünüyordum ama beklediğim kadar büyük bir alan çıkmadı, rahatlıkla yarım saatte gezebileceğiniz bir yer. Yine de belirtmem gerekir ki gerek tiyatro olsun gerekse kaya mezarları gerçekten etkileyici ve görmeye değer.

Myra Ören Yeri’nden çıktıktan sonra yol boyu biraz daha yürüyüp başka bir küçük kilise kalıntısına daha uğrayabilirsiniz. Restorasyon çalışmalarının henüz tamamlanmadığı bu kiliseyi, etrafını çevreleyen tellerden rahatlıkla görebilirsiniz.

 

kaya mezarları demre
Myra antik kaya mezarları.

 

Aziz Nicholas Müzesi: Öncelikle birkaç kez adı geçen Aziz Nicholas’tan bahsederek başlayayım. Fethiye yakınlarındaki Patara’da doğan ve hayatı boyunca Anadolu’da yaşamış bir azizmiş kendisi. İyi bir eğitim görmüş, varlıklı bir ailenin çocuğuymuş ve kendini insanlara yardıma adamış. Yaptığı yardımlarla sevilen, özellikle çocukların ve denizcilerin koruyucusu olarak bilinen St.Nicholas’ın gerçekleştirdiği birçok mucizevi yardım hikayelerine denk gelmek mümkün. Azizin günümüzdeki Noel Baba imgesine dönüşmesi ise; bu yardım hikayelerine modern kültürün dokunuşları ile açıklanabilir.

 

noel baba kilisesi fresk
Kilisedeki fresklerden bir örnek kubbenin içini süslüyor.

 

Aziz Nicholas Kilisesi’nin yapımına azizin ölümünden sonra M.Ö 5.yy'da başlanılmış ve tamamlanması uzun bir süre almış. Fakat kilise depremler ve Arap saldırıları sonucunda büyük hasara uğramış. Bizans Döneminde kubbeli kilise olarak yeniden inşa edilen yapı 200 yıl sonra büyük bir onarımdan geçmiş. Kilise duvarlarını süsleyen freskler ve çok hayran kaldığım zemin mozaikleri bu dönemdeki onarımdan günümüze kadar ulaşmış.

 

noel baba kilisesi zemin döşemesi
Hayran kaldığım zemin mozaiklerinden bir örnek.

 

Kilisenin bu kadar önemli olmasının sebebi, Aziz Nicholas’ın naaşının burada bulunmasıymış. 1087 yılında Haçlı Seferleri sırasında İtalyan tacirler tarafından kemiklerinin büyük bir bölümü Bari’ye kaçırılan azizin naaşının konulduğu mermer lahit ise hala kilisede yer alıyor. 1970 yılında yapılan kazı çalışmaları sonucunda bulunan bazı kemikler ise Antalya Müzesi’nde bulunmakta. Kaçırılan kemiklerin iadesine dair talepler henüz bir sonuca bağlanmamış.

 

noel baba kilisesi
Kilisenin içinden bir görünüş.

 

Şimdiye kadar bahsettiğim yerler, şehir merkezinden rahatlıkla ulaşılabileceğiniz yerler. Buradan sonra bahsedeceğim Çayağzı PlajıBurguç şifalı su ve Adriake Antik kenti biraz merkez dışında kalan ve özel araçla gitmenizi gerektirecek yerler. Ama güzel haber; hepsi birbirine yakın!

Andriake Antik Kenti: Antik havalardan başlamışken son olarak buradan da biraz bahsetmek gerek her ne kadar ben burada bulunmuş olmasam da... Myra’nın limanı ve onun oluşturduğu yerleşim olarak bilinen arkeolojik alanda; kilise, hamam, agora, sarnıç ve sinagog gibi çeşitli yapıların kalıntılarını görmeniz mümkün. Ayrıca 2016 yılında açılan Likya Uygarlıkları Müzesi de bu diyarları şekillendiren Likya Uygarlıklarına dair daha detaylı bilgi için doğru adres olabilir.

 

demre
Likya Uygarlıkları Müzesi. (foto kaynak: arkeolojihaber.net)

 

Burguç Şifalı Su Kaynağı (Soğuk Su): Buranın varlığından Demre’ye gelince haberim oldu açıkçası. İnternette yaptığım araştırmalarda böyle bir bilgiye rastlamamıştım. Salih Bey’e teşekkür etmeliyim ki hızlı Demre turumuza burası da dahildi.

 

demre soğuk su
Soğuk su kaynaklarından biri serin bir dinlenme noktası.

 

Çayağzı Plajı’na giderken yol kenarında yer alan bu soğuk su kaynaklarının ve çamurun şifalı olduğu söyleniyor. Bu söylentinin kaynağı muhtemelen suyun kükürtlü olmasından kaynaklanıyor. Sıcaklığı 12-13 derece olan bu buz gibi su tahmin edersiniz ki kükürtten dolayı yumurta gibi kokuyor. Ama uzun süre çamura ve suya maruz kalan biri olarak söyleyebilirim ki koku üstünüzde kalmıyor, paniğe gerek yok:)

 

demre soğuk su
Çamur bulunca kaçırmayanlar.

 

Aslen üç tane olan bu soğuk su kaynaklarının birinde; Likya döneminden kalma küçük, taş bir havuz/kuyu bulunuyor. Bu antik hatıranın etrafında ise büyük bir havuz ve servis alanları bulunuyor. Yerel halk tarafından oldukça popüler olan soğuk su kaynağından genç-yaşlı, kadın-erkek herkes keyifle faydalanıyor.

 

burguç şifalı su demre
Yerli halk tarafından oldukça popüler soğuk su.

 

Çayağzı Plajı: Caretta Caretta’ların mesken tuttuğu bir plaj burası. Temmuz ve ağustos aylarında plaja yumurtalarını bırakırken veya yüzerken özellikle tekneden çok rahat gözlemleyebilirsiniz. Şanslıysanız yanlarına yaklaşıp onlarla yüzebilirsiniz de belki.

Biraz önce bahsettiğim soğuk su kaynağı bu plajın bir köşesinde Akdeniz ile buluşuyor. Bu soğuk dere de yüzmek için popüler bir yer, soğuk suya dayanıklılar kaçırmasınlar derim! Derenin ortasında yer alan basit, ahşap bir köprü ve tabeladan anlaşılıyor ki Likya Yolu bu dereden geçiyor.

 

çayağzı demre
Kaynağı kadar soğuk olmasa da bu soğuk derede de yüzmek gayet güzel.

 

Likya Yolu demişken, aktiviteye susayanlar için Likya Yolu başlı başına bir seçenek olabilir antik Likya diyarında. Ama tabii ki yaz aylarında, o sıcağın altında değil de eylül-ekim aylarında bu yolu yürümesi çok daha keyifli olacaktır.

Demre’de yapmadan dönmemenizi şiddetle önereceğim bir aktivite de tekne turuÇayağzı Limanı’ndaki teknelerle sabah 10.00’da başlayıp akşam 18.00’de biten günlük Kekova turuna katılmanız halinde sizi bekleyenler;

• Demre-Kekova arasındaki harika koylarda bolca yüzüp turkuaz denizin tadını çıkarmak, hatta caretta carettalarla yüzmek.
• Simena’da karaya çıkıp şirin yerleşimi gezmek.
• 
Eğlenip, yiyip-içerek güneşin tadını çıkarmak.
• 
Kekova’da tarihe suyun altından tanıklık etmek.

Her ne kadar Demre turistler için diğer yerler kadar popüler görünmüyor desem de bu durum limanda hiç de öyle görünmüyor. Limandaki tekne sayısı fazla ve tekne turuna katılanların sayısı da öyle... Öğrendiğim kadarıyla sadece Demre’de konaklayanlar değil Finike’den, Adrasan’dan hatta Olympos’tan bile tekne turu için gelenler oluyormuş. Demre-Kekova arasının, Kaş-Kekova arasından daha kısa olduğu düşünülürse hiç de şaşırtıcı değil aslında... Limandaki bu tekne yoğunluğu içinde Salih Bey’in bizi yönlendirdiği ve çok memnun kaldığımız, Neşko teknesini ben de size tavsiye edebilirim.

Benim Demre’den sonraki durağım aslında Üçağız veya Kale yerleşimi yani Kekova olacaktı ama özel araç olmadan buraya ulaşımın biraz zor olması, toplu ulaşım saatlerinin planıma ters düşmesi ve en önemlisi günlük tekne turlarıyla Kekova’yı görebileceğimi öğrenmem planlarımı değiştirmeme neden oldu. Çok da iyi bir seçim olduğunu gün sonunda daha da iyi anlıyorum çünkü yerli olsun, dünyanın diğer ucundan yabancılar olsun tanıştığım güzel insanlarla çok keyifli ve beklentilerin çok üstünde bir gün yaşama şansım oluyor.

 

demre-kekova tekne turu
Eğlenceli ekip üyeleri: Kolombiyalı Diana, Alfonso ve Mehmet kaptan

 

Yazı dizisinin sıradaki durağı; Kekova. Kekova Gezi Notları, yerleşimlere dair genel bilgilerin dışında deniz yoluyla Kekova civarında keşfedebileceğiniz yerlere de ağırlık veriyor olacak. Çünkü gündüzüyle, gecesiyle denizde geçen, bol iyotlu bir gün benim için Kekova. Çünkü Kekova’ya tekrar gittiğimde notlarıma ihtiyacım olacak!