sezinlegez.com

Antalya

Zaman : 25-29 Ağustos 2017
Rota     : Antalya»Adrasan»Demre »Kekova
Gezi Detayı
Yapmadan Dönme
Galeri
Video
 
Mavinin, Yeşilin ve Tarihin Diyarı Antalya

Kekova

Kekova’nın anlamı “güneşle yıkanmış turkuaz denizin, adaların, koyların, antik kalıntıların Akdeniz’in tuzuna ek olarak, insan üzerinde bıraktığı hayran edici etki” olsa gerek... Yani bana öyle geldi!

Kekova’yı daha rasyonel tanımlamak gerekirse; tarihi M.Ö 4. veya 5. yy dayandığı tahmin edilen, Likya Birliği içindeki önemli şehirlerden biri, hatta başkentiymiş. Bu küçük ama önemli liman kentinin kaderi ise M.S 2. yy’da gerçekleşen büyük bir depremle tamamen değişiyor ve ana karadan kopup, bir bölümü Akdeniz’in turkuaz sularına gömülüyor. Ne gariptir ki yüzyıllar önce yaşanan bir felaket, yüzyıllar sonrasının fevkaladeliğini oluşturmuş...

 

kekova likya lahiti
Denize gömülü tarihin işareti gibi suyun içinde bir Likya lahiti.

 

Kekova’ya Nasıl Gidilir?

Antik dönemde yaşanılan bu deprem, önceden ana kara ile bağlantısı olan Kekova’yı bir adaya dönüştürmüş ki ülkemizin Akdeniz’deki en büyük adası olur kendisi. Ada olma durumu ulaşımı da etkiliyor haliyle; Kekova’nın en çetrefilli durumu ulaşımı belki de. Ulaşım seçeneklerinden bahsetmeden önce ulaşmak isteyebileceğiniz yerlerden bahsedeyim.

Burada iki yerleşim bulunuyor; Üçağız köyü ve Simena olarak da geçen Kaleköy. Kekova adasında ise herhangi bir yerleşim bulunmamakta. Üçağız köyüne özel aracınızla kara yoluyla rahatça ulaşabilirsiniz ama Simena’ya ulaşmak için Üçağız’dan tekne kiralamanız gerekmekte (kalacağınız yerin ücretsiz tekne servisleri de olabilir sormanızda fayda var). Üçağız’ın Kaleköy ile karadan bağlantısı olduğu düşünülürse, bir seçenek olarak yürümeyi de düşünebilirsiniz :) Ulaşımı bu kadar kısıtlı Kaleköy'ün Türkiye’nin karadan ulaşımı olmayan tek köyü olma sıfatına sahip olmamasına da şaşırmıyoruz tabii ki...

 

kekova simena
Tekneden Simena manzarası.

 

Özel aracı olmayıp, toplu taşımayı kullanarak Kekova’ya gelmeyi planlayanlar için iş biraz sıkıntılı çünkü Demre-Kaş otoyolunda Üçağız sapağında indikten sonra Üçağız’a ulaşmak için önünüzde 20 km’lik bir yol daha kalıyor. Bu 20 km’lik yoldaki ulaşım seçenekleri; taksi veya otostop. İşinize yarayacak bir ulaşım bilgisi de şu ki; Antalya-Üçağız arasında otobüs seferleri de var! Üçağız’dan Antalya’ya sabah 08.30’da kalkan araç Antalya-Üçağız seferini saat 14.00’te yapıyor. Bu seferin varlığını bilmek güzel oldu ama saat olarak planlarıma uygun olmadığı için kullanamadım.

 

kekova kale köy
Türkiye'nin karayolu ile ulaşalımayan tek köyü Kaleköy. 

 

Kekova’ya karadan ulaşıma dair genel bilgiler bunlar, bir de gelelim deniz yolunaKekova günlük tekne turlarının popüler durağı Kaş aslında ama çok daha yakın bir seçenek daha var; Demre! (Demre gezi notlarını merak edenleri böyle alayım) İki yerleşimden de günlük tekne turlarıyla bol yüzmeli, bol mavili bir Kekova günü geçirebilirsiniz. Ama derseniz ki kısıtlı olmasın, kendi kafamıza göre geze geze gidelim, o zaman özel tekne kiralama seçeneğini de düşünebilirsiniz.

 

demre-kekova tekne turu
Kekova'nın keyfine en güzel teknede varılıyor.

 

Kekova’da Nerelere Gidilir?

Üçağız: Küçük bir balıkçı köyü olan yerleşim, benim de bir sonraki Kekova gezimde kalmayı isteyeceğim bir yer açıkçası. Opet’in Kültür Bakanlığı ve Demre Kaymakamlığı’nın da desteğiyle hayata geçirdiği “örnek köy” projesi kapsamında yenilenen köy; ziyaretçilerine bildiğimiz köy imajından fazlasını sunuyor gibi duruyor. Antik Likya diyarını keşfederek 30-45 dakikalık bir yürüyüşle Simena Kalesi’ne varmak ve tepeden Kekova manzarasına bir de gün batımını katmak benim de planlarım arasında. Yapılacaklar listesinin en başında ise; Üçağız limanından kiralayacağım kano ile geniş bir rota takip ederek kenar köşe heryeri keşfetmek! Konaklama ücretleri olarak Simena kadar uçuk olmayan Üçağız, tatil maliyeti biraz aşağı çekmek için de iyi bir seçenek olabilir. 

Simena/Kaleköy: Demre’den katıldığım tekne turuyla Simena’nın küçük, derme çatma iskelesine yanaşırken bu kadar yoğun bir yerleşimle karşılaşmayı beklemiyordum açıkçası. Birbirinin üstüne çıkmış algısı yaratan eski taş ve ahşap birlikteliği binalar, sahildeki restoran veya pansiyonların denize uzanan iskeleleri, tepede görünen Simena Kalesi en karakteristik görsel unsurlar Simena’ya dair. Yamuk yumuk küçük iskelede başlayan adımlar; merdivenleri, dar geçitleri, pansiyonların avlularını geçerek tekrar turkuaz rengi denizle buluşuyor. Suyun altında sizi bekleyen tarih ve yaşanmışlığın işaretini verir gibi ayaklarını suya sokmuş bekliyor eski bir Likya lahiti. Bir şnorkel ile kayalıkvari adaların arasında yüzmek, batık antik şehre dair kalıntıların izine düşmek, kayalara oyulu basamakların bir zamanlar nereye vardığını hayal ederek geçiyor bir saatlik Simena molası.

 

kekova simena
İskeleden atılan ilk adımlar Simena'ya doğru.

 

Tekneye doğru tekrar dar sokaklardan geçerken yerel halkın yaptığı işleri, yazmaları, kıyafetleri sergilediği tezgahların arasından geçiyoruz. Beyaza boyalı kıvrımlı taş yollar çoğu zaman yörenin meşhur ev yapımı dondurmalarıyla kesişiyor. Biz de bu çağrıya kulak vermeyi ihmal etmiyoruz.

Bu bir saatlik mola tabii ki şirin Simena’yı tamamen keşfetmek için yeterli olmuyor ama bunu bir ön bilgi edinme turu olarak sayıyorum. Tekrar Simena’ya dönüp gündüzünün, gecesinin tadına tam olarak varacağım kesin!

Simena ile ilgili değineceğim tek olumsuz durum ise yukarıda da değindiğim gibi konaklama ücretlerinin yüksek olması. Telefonla arayıp yer/ücret bilgisi aldığım konaklama birimlerinden (ki küçük otel veya pansiyonlar aslında) hep yüksek fiyatlar duydum. Birinden tek kişi oda+kahvaltı fiyatı olarak 350 tl'yi duyup nirvanaya da ulaştım sağolsunlar (!) Ulaşımın sıkıntılı olması tabii ki hizmet fiyatlarının biraz yukarı çekilmesini anlamlandırıyor ama internet sitelerinde bile "mütevazi aile işletmesi" statüsüne koydukları pansiyonlarında fiyatların bu oranda mütevazi olmaması biraz sevimsiz. Buna bir de uzatılan bayram tatilinden dolayı belirlenen "bayram özel" fiyatları da eklenince turizm anlayışımızın ne kadar da yerinde saymaya müsait olduğunu bir kere daha görmüş oluyorum.

 

kekova simena
Restoranların iskeleleri denize doğru uzanıyor Simena'da.

 

Aperlai Antik Kenti: Sulara gömülmüş başka bir antik kent ziyareti için doğru bir adres olabilir burası! Kelime anlamı olarak “akarsu boğazı” demek olan Aperlai Likya birliğine bağlı başka bir antik kentmiş. Kekova ile Kaş arasında yer alan bu alana sadece deniz yoluyla ulaşılabiliyor. Karadan ulaşım ise biraz daha uğraşlı; Kılınç köyünde bulunan Aperlai antik kentinden sonra 7 km’lik bir yürüyüş yolunu izlemek gerekiyor. Deniz kenarından başlayıp akropole kadar uzanan kalıntılar ve birçok Likya lahiti görmek mümkün.

Anadolu’da ilk kumaş boyasının kullanıldığı yer olan Aperlai’nin asıl ünü; yalnızca burada yaşayan bir tür deniz salyangozundan elde edilen mor boya ile boyanan kumaşlarmış. Morla ilgili ekstra bir bilgi vermek gerekirse; bu renk doğada zor bulunduğu için eski dönemlerde çok kıymetliydi ve sadece kraliyet mensuplarının kullanabildiği, bir nevi statü belirtisi renkti.

 

kekova
Hem suyun altında hem de üstünde tarihe tanıklık ekmek mümkün Kekova'da.

 

Aparlai bölgesinde konaklamayı düşünenler için salaş bir seçenek de mevcut; Purple House. Onarılıp tekrar yaşam dolan, kendi elektriğini üretip kendi suyunu bulan, 200 yıllık bir aile evinde kalmayı düşünüyorsanız bir kenara not edin derim...

Gökkaya Koyu: Son olarak bir kenara not etmenizi önereceğim yer ise bir koy. Özel tekne kiralamanız durumunda gündüzü-gecesi keyifle zaman geçirebileceğiniz, Kekova’ya çok yakın bir koy burası. Demre’den katılacağınız tekne turları ile zaten uğrayacağınız bir yer.

Yatların demir attığı, korunaklı koy Gökkaya oldukça hareketli bir yer aslında. Gün boyu denizde yüzerek kavuştuğunuz huzura biraz da adrenalin katmak isterseniz “ringo” olarak geçen su aktivitesini deneyebilirsiniz. Küçük bir sürat motorunun arkasına takılı kocaman şişme bir koltuk olan ringo, dalgaların üzerinde uçarcasına ilerleyeceğiniz, bol bağırmalı, bol adrenalinli, birazcık korkuyla karışık bir eğlence.

 

kekova gökkaya koyu
Adrenalin arayanlar için ringo devriye geziyor. Arkada ise Smuggler's Inn barı görülebilir.

 

Denizden rahatlıkla görülen ve Korsan Mağarası olarak geçen yer de Gökkaya Koyu’nda uğramak isteyeceğiniz bir yer olabilir. İçine girip yüzmek tavandan düşme ihtimali olan kaya parçalarından dolayı biraz riskli olsa da bi kafanızı uzatıp yankınızla konuşmanız mümkün :)

 

kekova korsan mağarası
Korsan Mağarası.

 

Sosyal hayatı olan nadide koylardan biri Gökkaya. Koyun bir köşesinde yer alan Smuggler’s Inn barına uğrayıp birşeyler içmek de mümkün. Bizim orada olduğumuz gece bar açık değildi ama yine de yüzerek bir göz attık, normalde yüzerek gitmek yerine barın servis gibi kullandığı motorlarla ulaşım sağlayabilirsiniz tekne veya yatlardan.

Kısa ama dolu dolu geçen bilmem kaçıncı Antalya tatilim de burada son buluyor. Keşfetmekle bitmeyen Antalya’da size de keyifli, bol güneşli, bol mavili tatiller diliyorum!

 

demre-kekova tekne turu
Kısa ama dolu dolu geçen bir gezi de burada biter.