sezinlegez.com

Budapeşte & Prag

Zaman : 23 Nisan-2 Mayıs 2015
Rota     : Budapeşte»Brno»Prag
Bütçe  : 500€
Gezi Detayı
Yapmadan Dönme
Galeri
Video
 
Budapeşte'de Yerel Gibi Hissetmek, Prag'ta Tarih İçinde Kaybolmak!

Prag

Çek Cumhuriyeti'nde gideceğim ilk şehir olan Brno'ya giden treni 10-15 dakika ile kaçırıyorum. Ülkeler arası biletler ana gişelerden farklı bir yerde satılıyor ve bilet satışı pek hızlı ilerlemiyor. Neyse ki kaçırdığım tren son tren değil. İki saat sonraki son trene biletimi alıp gardaki banklardan birine oturuyorum ve bu süreyi gezi notlarımı yazmakla geçiriyorum. Dört saat süren tren yolculuğu sonrası, akşam Brno'ya varıyorum. Ertesi günü burayı gezerek geçiriyorum ama biraz hayal kırıklığı yaratıyor bende Brno. Çünkü Cesky Krumlov'a gitmek yerine buraya gelmeyi seçiyorum ve buna değecek pek bir şey yok şehirde. Ulaşım olarak bu sefer otobüsü seçerek Prag'a doğru yola çıkıyorum. Student Agency otobüs firması en tercih edileniymiş ve ben de çok memnun kalıyorum; yeni otobüslerde; wi-fi, telefon ve bilgisayarlarınızı şarj etmek için prizler bile bulunuyor.

                                                     Brno'ya treni kaçırınca iki saatimi gezi notlarımı yazarak geçiriyorum.


Rahat bir yolculuk sonrası, beni iki gün misafir edecek, İtalya'daki gönüllü çalışma kampında tanıştığım Çek arkadaşım Hanka'nın evine varıyorum ve kısa bir şehir turu yapıyoruz yağmurlu Prag akşamında. Ertesi gün de hava çok kötü; yağmurlu ve soğuk. Tabii ki bu soğuk ve kötü havanın bazı avantajları da yok değil; her zaman turist akını altında olan Karluv Most yani Charles Köprüsü'nü boş görebiliyorum mesela. Eski kent merkezine odaklı ilk günkü gezim, cafelerde verdiğim molalarla bitiyor ertesi gün havanın düzelmesini umarak.

                                             Yağmurlu ve soğuk hava sayesinde Charles Köprüsü'nü boş görebiliyorum

 

Kadife Devrim sonrası kapılarını tüm dünyaya açan ülkenin tarihi başkenti, turistlerin yoğun ilgisi altında. Bu durumu fırsata çevirmeye çalışan bir zihniyet de söz konusu açıkçası. Ama neyse ki kapalı çarşı görmüşüm, bu duruma yabancı değilim... Bu fırsatçılığı en bariz döviz bürolarında görebilirsiniz. Çek Cumhuriyeti de Macaristan gibi, Avrupa Birliğine üye olup euro kullanmayan bir ülke. Dolayısıyla euro veya dolarlarınızı Çek Korunası'na çevirmeniz gerekiyor. İşte dikkat etmeniz gereken konu da tam bu noktada başlıyor. Döviz bürolarında boy boy %0 komisyon yazıyor fakat işlem ücreti uyguluyorlar. Şehrin farklı yerlerinde farklı kurlardan para bozdurabilirsiniz. Gezerken karşınıza çıkan döviz bürolarının kurlarını kontrol ederek gezmenizi ve ufak bir piyasa araştırması sonrası paranızı bozdurmanızı tavsiye ederim. Tabii ki çok turistik yerlerden ziyade daha kenarda köşede kalmış yerleri tercih etmenizi de. Çok para bozduracaksanız size farklı kur uyguluyorlar, böyle bir durumunuz varsa önceden belirtebilirsiniz. Veya benim yaptığım gibi pazarlık yapabilirsiniz:) Gerçi pazarlık konusunda çok kötüyümdür ama bu sefer pazarlık ayağıma geliyor. Elimde telefonun hesap makinesiyle 80 euro bozduracağımı ve ne kadar çek korunası vereceklerini soruyorum bir büroya. Hesabı yaptığımda 27 olarak yazılmış kurun net olarak 23'lere düştüğünü fark ediyorum, teşekkürler ben daha iyi kurdan bozdurmuştum dün diyip gitmeye çalıştıkça size iyi bir indirim yapacağım diyip yeniden bir fiyat söylüyor. Ben hesaplıyorum yine istediğim gibi değil, yine teşekkür ediyorum. Bu olay 3 veya 4 kere tekrarlandıktan sonra tamam sıfır komisyonla bozacağım diyor ve sonrasında bana bir de VIP kart veriyor. Kartla, o döviz bürosunun her şubesinde komisyonsuz para bozdurabiliyorum. Prag'ta en dikkatli olmanız gereken durum bu; hazırlıklı olun, pazarlık yapın. Döviz bürosunun adını merak edenler için; Inter Change. Prag'la ilgili en önemli tüyoyu verdikten sonra şehir turumuza başlayabiliriz.

Vltava Nehri kıyısına kurulmuş Prag; Eski Bohemya Krallığının ve Çekoslovakya'nın başkentliğini yapmış tarihi bir kent. Özellikle tarihi kent merkezinde gotik, barok, art nouveau gibi farklı tarzlarda yapılmış bir çok bina var. Ayrıca, birçok kilise, şapel, katedral ve manastır da dikkatinizi çekecek. Tüm bu dini yapıların sivri çan kuleleri Prag'ın "yüz kuleli şehir" olarak nitelendirilmesine sebep. Peki neden bu kadar çok dini yapı yapılmış? Bunun cevabı Bohemya dönemine dayanıyor. Katolikler ve reformcular arasındaki en önemli savaşların yaşandığı Bohemya'da; zaferi Katolik kilisesinin kazanması üzerine birçok dini bina yapılıyor. Yani "yüz kule" aslında Katoliklerin zafer tacı.

                                                                        Yüz kuleli şehir Prag

 

Kale bölgesi (Hrad?any), Küçük Şehir (Malá Strana), Eski Şehir (Staré M?sto) ve Yeni Şehir (Nové M?sto) Prag'ın gezeceğiniz bölümleri. Ben bir günümü, şehrin karşı yakasında yer alan kale bölgesi ve o bölgenin altındaki küçük şehir bölümüne ayırıyorum. Hrad?any; Prag'ın turistik yerlerinden biri. Sırta kurulmuş ve 1306 yılında yapımı tamamlanmış görkemli kale, Guinness Rekorlar Kitabı tarafından en büyük tarihi kale olarak belirtilmiş. Benim gibi kale bölgesini gezmeye doğudan başlarsanız Altın Yol (Zlatá uli?ka) görmenizi tavsiye edeceğim ilk yer. 16. yüzyıldan kalma, kalenin duvarına yaslanmış bitişik evler; sarayı korumakla görevli kişilerin konaklaması amacıyla yapılmış. Sonraki süreçte buraya gelen kuyumcular sebebiyle altın yol adını almış. Günümüzde ise hediyelik eşya satan sevimli dükkanların bulunduğu bir sokak. 1916 yılında Franz Kafka da kız kardeşiyle burada yaşamış.

                                                                          Aziz Vitus Katedrali

 

Turuma devam ettiğimde gotik detaylarıyla görkemli Aziz Vitus Katedrali karşılıyor beni. Katedralin içi de en az dışı kadar etkileyici; sivri tonozlarla yükselmiş tavanlar, içeri süzülen ışık, renkli vitraylar... Ünlü art nouve sanatçısı Alfons Mucha'nın vitray çalışması da bu katedralde görülebilir. Alfons Mucha'nın sözü açılmışken, merkezde yer alan müzesine gitmenizi tavsiye ederim. O da kim derseniz; aşağıdaki eserini görünce aaa evet! diyeceksiniz:)

                                                   Alfons Mucha'yı hatırlar gibi oldunuz değil mi?:)

 

Kale meydanına varıp kale turunu tamamladıktan sonra aşağıya inmeden önce uğradığım ve sizin de görmenizi tavsiye edeceğim bir mahalle var. Nový Sv?t; kale bölgesinin en yoksul ve en az gelişmiş bölgesiymiş eskiden. Şimdi ise pek çok sanatçı ve sanat galerisine ev sahipliği yapan şirin sokaklar ve evlerden oluşan bir bölge. Tüm o turist karmaşasının hemen dibinde, bu karmaşadan uzak, sokaklarında dolanmanızı bekliyor. Nový Sv?t'te dolaşıp sevimli kapı ve pencerelerinin fotoğrafını çektikten sonra, sıra sıra dizilmiş renkli binaları izleyerek ve Budapeşte'de de gördüğüm "trdelnik" yiyerek kaleden aşağıya doğru ilerliyorum. Trdelnik; aslen Romanya kökenli, merdane gibi birşeye sarılmış hamurun köz üstünde döndürülerek pişirildiği, tarçınlı ve şekerli bir tür tatlı. Macaristan, Çek Cumhuriyeti ve Avusturya sokaklarında bolca görebileceğiniz bir atıştırmalık.

                               Nový Sv?t'in sevimli kapı ve pencereleri

 

Kalenin alt kısmındaki yerleşim Küçük Mahalle, nehir kıyısındaki Kampa Adası ve son olarak Kafka Müzesi'ni gezerek turumu tamamlıyorum. Bahsettiğim tüm bu yerleri yürüyerek geziyorum. Prag; küçük bir tarihi kent merkezine sahip ve heryere yürüyerek rahatlıkla ulaşabilirsiniz. Yürümekten hoşlanmayanlar için ise; metro, tramvay ve otobüs hattının şehre çok iyi yayıldığını söyleyebilirim. Yarım saatlik, iki saatlik, bir günlük veya üç günlük satılan biletler pahalı değil. Sadece, metroya veya tramvaya binerken biletinizi makinelere okutmayı unutmayın, kontrollerde yakalanırsanız yüklü cezası varmış.

                                            Kafka Müzesi'nin önündeki meşhur heykel/havuz

 

    Yürümekten hoşlanmayanların haşır neşir olacağı bilet makinesi ve temsili metro istasyonu:)

 

Budapeşte'de önerdiğim gibi Prag'ta da akşam nehir kıyısında dolaşmanızı şiddetle tavsiye ediyorum. Sıra sıra dizilmiş köprülerin ardında, başarılı aydınlatmasıyla yükselen kale çok güzel bir akşam manzarası oluşturuyor. Bu büyüleyici manzara için İngiliz rock grubu The Rolling Stones'a teşekkür etmemiz gerekiyor! 1989 yılındaki Kadife Devrim'le özgürleşen Çekoslovakya'yı dünyaya yeniden tanıtmak için dönemin başkanı Havel, dünyaca ünlü bir grubun şehirde konser vermesini istiyor ve "The tanks roll out, the Stones roll in" sloganıyla İngiliz rock grubu The Rolling Stones 1990'da çok ses getiren bir konser veriyor Prag'ta. Başkanla arası oldukça iyi olan ve birçok kez şehre ziyarette bulunan grup arasındaki bir muhabbet esnasında Mick Jagger, bu kadar güzel bir kalenin neden akşam karanlık içinde kaldığını soruyor. Başkanın, kalenin aydınlatmasından daha önemli şeyler olduğunu söylemesi üzerine kalenin aydınlatmasını The Rolling Stones finanse ediyor.

                                                              Bu güzel manzara için The Rolling Stones'a teşekkür ediyoruz

 

Bu, popüler kültür bilgisinden sonra Prag'ı keşfetmeye devam ediyoruz. Dünyanın en bilinen köprülerinden biri olan Charles Köprüsü, bu namının sonucu olarak gece gündüz kalabalık. Bu köprüyü boş görebilmek için sabahın erken saatlerinde ziyeret etmelisiniz. 520 metre uzunluğundaki köprü; 14.yüzyılda yapılmış, iki yanını süsleyen aziz heykelleri ise 18.yüzyılın başlarında eklenmiş. 1950'lere kadar araç trafiğine açık olan köprüyü şimdi sadece yayalar kullanabiliyor. Yerel sanatçıların eserlerini sattıkları tezgahlarla, müzisyenlerle Prag'ın en hareketli yerlerinden biri bu köprü.

                                                 Yerel sanatçıların tezgahları ile Charles Bridge 

 

Eski kent merkezinin hemen yanındaki Yahudi mahallesi Josefov; sokaklarında gezinmeniz, sinagog ve müzelerini ziyaret etmeniz gereken bir yer. Burası, bir zamanlar Doğu Avrupa'nın en aktif Yahudi topluluğunun mekanıymış. II.Dünya Savaşı sırasında uygulanan yahudi soykırımı nedeniyle Bohemya'daki sinagogların hazineleri buraya getirilmiş. Eski-Yeni Sinagog, Eski Yahudi Mezarlığı ve İspanyol Sinagog'u ziyaret etmenizi tavsiye edeceğim yerler. Eski-Yeni Sinagog; Avrupa'nın varlığını sürdüren en eski sinagogu olma özelliğini taşıyor.

                                                                           Eski Yahudi Mezarlığı

 

Prag'ta kesinlikle bulunmanız gereken yerlerden biri eski yahudi mezarlığı. Çok enteresan bir atmosferi var; küçük bir bahçede, yamuk yumuk duran, üzerinde ibranice yazılar olan bir sürü mezar taşı! Bu küçük alan; bir zamanlar yahudilere mezarlık için verilen tek alanmış. Bu kısıtlı alan yüzünden 12 katman halinde ve sıkışık mezar taşlarıyla ölülerini buraya gömmek durumunda kalmışlar. En eskisi 1429 ve en yenisi 1787 tarihli 12000'den fazla mezar taşı olduğu düşünülüyor burada. Fotoğraf makinenizi yanınıza almayı unutmayın! Bu farklı mekan çok güzel kareler sunuyor. Fotoğraf demişken garip bir uygulamayı belirtmeliyim; sinagoglar için bilet alırken fotoğraf çekip çekmeyeceğinizi soruyorlar, cevabınız evetse fazladan para ödeyip "fotoğraf çekebilme" yetkisi alıyorsunuz. Prag'ta turizm fırsatçılığını hissedeceğinizi söylemiştim, değil mi? Yahudi kültür turumun son durağı İspanyol Sinagogu. Mağrubi mimari üslubunda yapılmış bu küçük sinagogun iç işlemeleri, süsleri gerçekten çok hoş!

                                                İspanyol Sinagogu

 

Bu kadar çok gezip tozduktan sonra oturup Çek yemeklerini tadacağınız, meşhur Çek birasını içeceğiniz birkaç yer de önermeyi borç biliyorum:) Çek Cumhuriyeti; dünyanın önde gelen bira üreticilerinden. Bira içme mevzusunda ise; Almanlar mı Çekler mi daha çok içiyor sorusunun buradaki cevabı tabii ki; Çekler. Çek'in en popüler birası Pilsner Urquell. İkinci sırayı ise Staropramen alıyor. Tabii ki kendi biralarını üreten birahaneler de var... Çeşit çeşit bir sürü bira tadacaksınız Çek Cumhuriyeti tatilinizde. Staropramen'in bira fabrikasında bir tura veya birahanelerin gezildiği bira tadım turlarına katılabilirsiniz. Gitmenizi tavsiye edeceğim birahane, cafe, restoranlar şöyle;

 * Tarihi kent merkezine yakın Cafe Domecek

* Hem oteli hem de birahanesi bulunan U Medvidku

U Vejvod

1499'dan bu yana hizmet veren U Fleku kesinlikle gitmeniz gereken bir yer! Bu otantik bira salonunda Çek yemeklerinin tadına bakabilir, kendi ürettikleri sert esmer birayı deneyebilir ve akşam düzenlenen kabare gösterileriyle Çek kültürünü gözlemleyebilirsiniz. Yemekleri de gayet lezzetli. Bir kişi yaklaşık 10 Euro'ya güzelce yemeğinizi yiyip biranızı içebilirsiniz. Eskiye oranla fiyatlar çok artmış olsa da Prag yine de Avrupa'ya kıyasla ucuz bir şehir.

                                                                           U Fleku'nun bahçesi

 

Hedeflediğim gibi; 10 gün boyunca iki başkenti sindire sindire, koşturmadan, keyfine vararak geziyorum. Budapeşte'de kendimi yerel gibi hissediyorum, Prag'ta ise zamanda yolculuk etmiş gibi...