İstanbul’un Uzaklardaki Kardeşi: Lizbon
Denize çıkan sokaklardan mıdır, tramvaylardan mıdır, Boğaziçi’ni andıran Tejo Nehri’nden midir nedir, sanki 4200 km uzakta değilim de tam da evimdeyim Lizbon’da. Çoğu yerde kendimi Kadıköy veya Karaköy’ün ara sokaklarında geziyor veya Boğaziçi’ni izliyor gibi hissediyorum.

Lizbon
Nostaljik tramvaylarıyla Lizbon sokakları.

Yedi Tepeli Şehir Lizbon
Lizbon da tıpkı İstanbul gibi yedi tepe üzerine kurulu bir şehir. Bu tepelik yerleşimleri; bolca merdiven, füniküler ve tramvay hattı birbirine bağlıyor. İşte bu yüzdendir ki şehri gezerken bol bol merdiven inip çıkacaksınız, bacaklara kuvvet!

Yedi tepeli şehir Lizbon
Yedi tepeli şehir Lizbon'da gündelik yaşam.

Taksim veya Moda’daki nostaljik tramvaylar gibi şirin mi şirin sarı tramvaylar dar sokaklardan kıvrılarak geçiyor gün boyu. Üstü tramvay telleriyle örülü Lizbon sokaklarında, kampana sesi hiç eksik olmuyor.

İspanya’da doğup Portekiz’de okyanusa kavuşan Tagus veya Portekizce ismiyle Tejo Nehri, bu kavuşma öncesinde geniş bir havza oluşturuyor. Lizbon işte bu geniş nehir kıyısına kurulmuş bir şehir. Neredeyse Boğaziçi genişliğindeki bu nehir havzası, köprü ve karşı yerleşim İstanbul’u anımsatıyor. Lizbon koşullarında bu karşı yerleşim; Almada adında başka bir şehir aslında. Gezilecek yerleri anlatırken buradan da bahsedeceğim, zamanınız varsa bu bölgedeki harika plajlara da gidin derim.

Lizbon
Tejo Nehri ve 25 Nisan Köprüsü.

Neredeyse kıyısına kurulduğu Atlantik Okyanusu ve Portekizli kaşifler sayesinde bir zamanların en büyük ticaret merkezlerinden biri olan Lizbon, 1755 yılındaki büyük depremle neredeyse tamamen yerle bir olmuş. Deprem sonrası gücünü büyük ölçüde kaybeden ve yüzyıllardır sessizliğe bürünen şehir, üzerindeki ölü toprağını atıp sahnelere geri döndü ve Avrupa’nın en gözde turistik şehirlerinden biri oldu günümüzde. Yıllar sonra Lizbon’a tekrar geldiğimde şehirdeki en belirgin değişikliğin turist sayısındaki bu ciddi artış ve hareketlenen inşaat sektörü olduğunu gözlemledim. Belki de bu talebi karşılamak içindir, kent merkezindeki atıl durumda bulunan eski binalar restore edilmekte. Kent merkezinde bile inşaat vinçleri görmek mümkün artık Lizbon’da.

* Portekiz ile ilgili daha fazla tarihsel ve kültürel bilgi isterseniz şu yazımı da okuyabilirsiniz:

Lizbon’da Şehiriçi Ulaşım
Lizbon tarihi kent merkezi haritalarda büyük görünse de yürürken anlıyorum ki aslında mesafeler oldukça yakın. Yürüyerek her yere gitmek mümkün ama tepelere kurulmuş bir şehir olduğu için bolca merdivenle karşılaşıyorum. Peki tek seçenek yürümek mi? Tabii ki değil; metro, asansör, füniküler, tramvay, mini otobüs hatta tuk-tuk bu noktada devreye giriyor ve şehri birbirine bağlıyor.

Lizbon
Bica füniküleri.

Toplu taşıma araçları için (tuk-tuk hariç) metro istasyonlarındaki makinelerden “viva viagem” kartı alabilirsiniz. Yapacağınız yolculuk sayısına göre kartınıza en az 3€ yükleme yapıp kullanabilirsiniz (tek yolculuk 1,40€). Kartınıza tekrar para yüklerken işleminizi “zapping” bölümünü seçerek yapmayı unutmayın, böylece Lizbon’da en ekonomik şekilde gezmiş olacaksınız.

Lizbon'da tuk-tuk turu
Alfama'da tuk-tuk turumuz.

Metroyu, tramvayı, otobüsü anladık ama tuk-tuk da ne? derseniz onu da hemen anlatayım. Lizbon’da çok yaygın olan, üç tekerlekli, genellikle elektrikle çalışan, sürücüsü haricinde 6 yolcu taşıyan sevimli araçlar tuk-tuk’lar. Özellikle turistlerin şehri keşfederken tercih ettikleri bu araçlarla; yerel rehberler eşliğinde bir saatlik veya daha uzun turla Lizbon’u, hatta Belem’i gezebilirsiniz. Kendisi de eski bir tuk-tuk şoförü/rehberi olan arkadaşım Nuno’nun arkadaşı Tiago ile yaptığımız Alfama’daki kısa tur çok keyifliydi açıkçası. Siz de Lizbon’u eğlenceli bir tuk-tuk rehberi ile gezmek isterseniz benimle iletişime geçebilirsiniz, tanıdığım çok eğlenceli bir rehber var!

Bir Lizbon Klasiği: Seyir Terasları
Bence Lizbon’da olup da İstanbul’da olmayan (ve olması gereken) en önemli şeylerden biri; şehrin her tepesinde veya yüksek noktasında yer alan, şehrin tüm güzelliğini görebileceğiniz, harika gün batımlarını izleyebileceğiniz seyir terasları. Lizbon’da gezerken bir tabelada “miradouro” kelimesini görürseniz hiç tereddüt etmeden gidin, sizi güzel bir manzara bekliyor demektir. Hem yerel insanlar hem de turistler tarafından gündüz-gece yoğun olarak kullanılan bu alanlardan bence en güzelleri şunlar;

Lizbon seyir terası
Santa Luzia seyir terası.

Miradouro De Santa Luzia: Alfama bölgesinde yer alan bu seyir terası, azulejos kaplı oturma birimleri ve küçük parkıyla sevimli bir mekan. Çok merkezi bir yerde, yani kesinlikle önünden geçeceksinizdir.

Miradouro Das Portas Do Sol: Yine Alfama bölgesinde yer alan bu teras, tipik Lizbon fotoğraflarının çekildiği yerlerden biri. Çok merkezi olan ve güzel bir kent manzarası sunan bu terasın da önünden geçmeniz kuvvetle muhtemel.

Lizbon seyir terası
Das Portas Do Sol seyir terası.

Miradouro Da Graca: Ağaçların gölgesinde güzel bir manzara ve gün batımı için ideal yerlerden biri. Bir kilisenin bahçesinde yer alan bu seyir terasına gitmişken kilisenin içine girmeyi de ihmal etmeyin çünkü çok güzel azulejos yani seramikler bulunuyor binanın içinde.

Miradouro Da Nossa Senhora Do Monte: En panaromik şehir manzarasına ve en güzel gün batımına kavuşacağınız seyir terası burası. Portekizli arkadaşlarımın favorisi olan bu terastan, akşam Lizbon manzarası da çok güzel. Ama belirtmek gerekir ki en rüzgarlı yer de burası yani üzerinize bir şeyler almayı unutmayın.

Lizbon seyir terası
Nossa Senhora Do Monte seyir terasından Lizbon ayaklarınızın altında.

Miradouro De S.Pedro De Alcantara: Merkezden yani Bairro Alto bölgesinden yukarıya yürüyerek ulaşacağınız bu seyir terası geniş parkıyla ve şehre dair diğerlerinden farklı perspektifiyle güzel bir mekan. Şehrin ışıklı halini de görmek için akşam da gitmenizi öneririm.

Lizbon seyir terası
Nossa Senhora Do Monte seyir terasından gece Lizbon manzarası.

Miradouro De Santa Katarina: Çok merkezi bir bölge olan Chiado’da bulunan bu seyir terası, Lizbonlu gençler ve turistler tarafından oldukça yoğun kullanılıyor. Gün batımına yakın iyice kalabalıklaşan mekanda, canlı müzik yapan Brezilyalılar ve kalabalık eşliğinde keyifli zaman geçirebilirsiniz.

Lizbon’da Gezilecek Yerler
Lizbon’da gezilecek yerleri 4 kısma ayırıp aktarmanın daha iyi olacağını düşünüyorum. İlk bölge benim de kaldığım Chiado ve Bairro Alto bölgelerini kapsayan kısım.

1. Chiado ve Bairro Alto Bölgesi
Çok merkezi konumdaki bu iki mahalleden Chiado’yu bohem, Bairro Alto’yu ise daha alternatif olarak tanımlayabilirim. 1988 tarihinde yaşanan büyük yangın sonrası neredeyse tamamı yanan Chiado bölgesi yeniden inşa edilmiş ve günümüzde şık cafeleriyle, güzel meydanlarıyla meşhur, her daim kalabalık bir bölge. Bairro Alto ise gece hayatının nabzını tutan, barlarıyla cafeleriyle meşhur.

Lizbon
En eski ve meşhur cafelerden A Brasileira.

Chiado bölgesinin şık cafelerinden en güzeli kuşkusuz şehrin en eski ve en meşhur cafelerinden biri olan “A Brasileira”. Chiado metro çıkışındaki küçük meydana bakan cafe; gerek girişindeki gerekse iç mekanındaki süslemeleri ile hemen dikkatinizi çekecektir. Bulunduğu trafiğe kapalı cadde Rua Garrett ise kaldırımları, müzisyenleriyle her geçişimde çok keyif aldığım bir sokak.

Dünyanın en eski kitapçısı Lizbon'da
Bertrand kitapçısı.

Yine Rua Garrett caddesi üzerinde bulunan dünyanın en eski kitapçısı olan Livraria Bertrand’a da uğramanızı öneririm. Dış cephesi azulejos seramikleriyle kaplı kitapçının iç mekanı yalın ve gösterişsiz olsa da oldukça büyük.

Portekiz ve tatlı deyince herkesin ilk aklına gelen “pasteis de nata”dır. Aslen Belem’deki manastır rahipleri tarafından icat edilen ve oradaki bir pastanede uzun kuyruklar sonrası ulaşabileceğiniz tatlının çok güzel bir örneğini (belki de daha iyisini) Lizbon merkezinde de bulmanız mümkün. Rua do Loreto caddesindeki “Manteigaria”da bu tatlının tadına bakabilir veya sevimli paketleriyle alıp, başka yerde yiyebilirsiniz.

Yine bu caddeden devam ettiğinizde bu bölgede en çok ilgi gören yerlerden biri olan Bica fünikülerine ulaşırsınız. Bu füniküler hattının varış noktasında gece veya gündüz farketmeksizin bolca insan göreceksiniz. Gündüz fotoğraf çekmekle meşgul kalabalığın yerini akşamları içkilerini alıp merdivenlerde sosyalleşen gençler alıyor. Bu füniküler hattını takip edip başlangıç noktasına da bir göz atmanızı öneririm. Küçük sevimli bir meydanın yanında yükselen raylar ve kampana sesi eşliğinde sefere başlayan füniküler manzarası görülmeye değer.

Lizbon füniküler
Gloria füniküleri.

Şehrin en eski ve en popüler füniküleri olan Gloria’yı görmek için Rua da Misericordia caddesinin iki yanına dizili rengarenk evleri izleyerek Lizbon’un yedi tepesinden birine doğru yürüyüşe çıkabilirsiniz. Sevimli sarı fünikülerin caddeden kayarak kayboluşunu izledikten sonra yukarıda bahsettiğim seyir teraslarından biri olan S.Pedro Alcantara’da soluklanabilirsiniz.

Bu bölgede gitmenizi önereceğim cafe ve restoranlardan şimdilik bahsetmiyorum. Çünkü restoran önerilerinin yanında Portekiz mutfağıyla ilgili bilgilerin de yer alacağı ayrı bir yazı yazmayı planlıyorum, beklemede kalın ;)

Sezinlegez.com çalışıyor! İşte Portekiz mutfağından da biraz bahsettiğim Lizbon Restoran Önerileri yazısı!

2.Baixa Bölgesi

Büyük Lizbon depremi sonrası büyük dalgalar altında kalan bu bölge, yeniden yapılandırılırken gridal (birbirini dik kesen) geniş sokaklar şeklinde planlanmış. Günümüzde şık mağazalarıyla, restoranlarıyla şehrin en hareketli noktalarından biri bu bölge.

Ortaçağdan beri Lizbon’un ana meydanı olan Rossio Meydanı’ndan bölgeyi keşfe başlayabilirsiniz. Ulusal tiyatro binasının da bulunduğu bu geniş meydan, Portekiz’in tipik mozaik kaplama kaldırımlarının ilk uygulandığı yer.

* Bir sanat eseri olan kaldırımlar ve diğer sokak sanatı örnekleri için şu yazımı da okumayı unutmayın:
Lizbon sokakları
Rossio Meydanı ve Lizbon kaldırımlarından başka bir örnek.

Bu meydandan ayrılmadan, meydanın arkasında kalan ve meşhur Portekiz içkisi “ginjinha”yı tadabileceğiniz “A Ginjinha” dükkanına uğrayıp ayaküstü minik bir shot içmeyi unutmayın. Bir çeşit vişne likörü olan bu tatlı içki, özellikle Lizbon ve Obidos şehirlerinin yerel içkisi.

Meşhur Portekiz içkisi ginjinha
Bizim Alfama bölgesinde denediğimiz ginjinha ve meşhur A Ginjinha dükkanı.

Baixa sokaklarında yürürken birden karşınıza neo-gotik tarzda, devasa, demir bir asansör çıkacaktır. 1900’lü yılların başında, şehrin üst ve alt noktasını bağlamak için yapılan Santa Justa asansörü, günümüzde şehrin çok turistik bir noktası. Asansörle yukarı çıkıp Lizbon’u bir de bu noktadan izleyebilirsiniz.

Lizbon
Santa Justa asansörü.

Trafiğe kapalı, iki taraflı uluslararası markaların mağazalarının, cafe ve restoranların dizildiği, sokak sanatçıları ve turistlerle dolu Rua Augusta caddesi gezmek için keyifli sokaklardan başka biri bu bölgede. Sokağın sonuna doğru görülen Rua Augusta kemeri (tak) ise bana Lizbon’da olduğumu hissettiren görsellerden biri. Büyük depremden sonra şehrin yeniden inşasını anma amaçlı yapılan bu taka asansörle çıkıp seyir terasından meydan ve nehir manzarasını izleyebilirsiniz.

Lizbon
Rua Augusto Kemeri ve sonrasında Praça do Comercio yani Ticaret Meydanı.

Kemerden geçip varılan Praça do Comercio meydanı, ticaret gemilerinin mallarını boşalttıkları, bir çeşit şehre giriş kapısıymış. Lizbon’un Tejo nehri ve ticaretle olan ilişkisini en güzel anlatan yer burası bence; meydanın üç tarafını binalar sararken bir tarafı nehirde son buluyor. Binalar ve meydan, nehirden gelenleri ihtişamla karşılar ve kucaklar gibi.

Lizbon
Renkli evleri ve inşaat vinçleriyle Lizbon.

Buradan, artık iyice yaklaştığımız Alfama bölgesine geçebiliriz. Ama öncesinde önünden geçeceğimiz, cephesi küçük piramit şeklinde taşlarla kaplı, Portekiz’in en meşhur yazarlarından Jose Saramago’nun vakıf binasının önünde biraz durmak gerek. Binanın önündeki küçük zeytin ağacı aslında 2010 yılında ölen Nobel ödüllü yazarın mezarı. Ölümünden bir yıl sonra külleri memleketinden getirilip bu ağacın altına gömülmüş.

Lizbon Jose Saramago
Jose Saramago Müzesi ve küllerinin altına gömüldüğü ağaç.

3.Alfama Bölgesi
Lizbon’da büyük deprem sonrası yıkılmadan kalan tek yerleşim Alfama bölgesi. Lizbon’un bu en eski yerleşimi, aslında sur dışında kalan ve gelir düzeyi düşük insanların yaşadığı bir bölgeymiş. Zamanla şehir önemli bir limana dönüşse de bu niteliği değişmemiş ve bu sefer de liman işçilerinin yaşadığı bölge olmuş.

Rengarenk evlerin, labirent gibi sokaklarla birbirine bağlandığı Alfama, günümüzün en popüler yerlerinden. Birçok turist gibi tramvayla bölgeyi keşfetmek isterseniz 28 numaralı tramway doğru seçim olacaktır. Ama bence Alfama’yı gezmenin en güzel yolu, dar sokaklarında kaybolmak. Kaybolmaktan korkmayın, çünkü size yolu gösterecek bir merdiven, binanın cephesinden göz kırpan renkli bir seramik veya pencerede dalgalanan bir çamaşır mutlaka olacaktır.

Lizbon sokakları
Alfama'nın rengarenk evleri.

UNESCO tarafından 2011 yılında kültür mirası ilan edilen, Portekiz’in ulusal müziği “fado”yu dinlemek için doğru yerdeyiz Alfama’da. En az 200 yıldır şehrin ve kültürün bir parçası olan fado, sadece bir müzik olmaktan fazlası. Portekizce kader anlamındaki fado’nun konusu hayata dair herşey olabilir ama değişmeyen şey; melonkolik melodilere eşlik eden Portekiz gitarı. Fado hakkında daha fazla bilgiye ulaşabileceğiniz en doğru yer; bu bölgede yer alan Fado Müzesi. Konserlerin de yapıldığı müzede fado dinlemek için konser programlarını internetten kontrol etmekte fayda var. Bölgede bolca yer alan fado evlerinde fado dinleyip akşam yemeği yemek de başka bir seçenek ama bir turist tuzağına dönüşme potansiyeli yüksek bir mevzu. Fado dinlemek için en iyi yerlerden biri, yerel arkadaşlarımın önerisi “A Baiuca”.

Lizbon'da fado
Bir fado evinin mütevazi tabelası ve fado temalı Lizbon'un en meşhur duvar resimlerinden biri.

Bu bölgede ilginizi çekebilecek başka bir yerse; her salı ve cumartesi kurulan büyük bit pazarı “Feria da Ladra”. Eski-yeni her çeşit şeyi bulabileceğiniz bu pazara göz atmak eğlenceli olabilir.

4. Belem Bölgesi
Lizbon’un en turistik bölgesinden biri Belem. Lizbon kent merkezinin biraz dışında yer alsa da ulaşımı rahat ve yakın. Portekiz başkanının resmi sarayı olan ve pembe rengiyle oldukça sevimli duran Belem Sarayı’nın yanı sıra, önemli tarihi ve modern binaların bulunduğu Belem’e yarım gün veya tam gününüzü ayırabilirsiniz.

Lizbon Belem
Jerenimos Manastırı ve Vasco da Gama'nın mezarı.


Oymaları ve süslemeleriyle ihtişamlı Jerenimos Manastırı, Belem’de gidilecek yerlerin başında yer alıyor. Meşhur Portekizli kaşif Vasco da Gama, efsanevi Hindistan seferine çıkmadan önce son gecesini bu manastırda geçirmiş ve ölümünden sonra da yine buraya gömülmüş. Manastırın içinde meşhur kaşifin mezarını görebilirsiniz.

1800'lü yıllardan gelen orjinal tarifiyle pasteis de nata (foto kaynak: pasteisdebelem.pt).

Bu manastırdan sonra nehir kıyısına gitmeden önce yakınlardaki Pastais de Belem’e uğrayıp meşhur Portekiz tatlısı pasteis de nata’yı tadabilirsiniz. 18. yüzyıldan önce Jerenimos Manastırı’ndaki rahipler tarafından icat edilen bu tatlı, aslında elde kalan malzemelerin ziyan edilmemesiyle ortaya çıkmış. O dönemde yumurta akları kıyafet kolalamak için kullanıldığından ellerinde kalan yumurta sarılarıyla bu pastayı yapan rahipler, daha sonra gelir sağlaması amacıyla bunları yakınlardaki şeker rafinerisine satmaya başlamışlar. 1834’te manastırın kapatılmasıyla bu tatlının tarifi şeker rafinerisine satılmış. Üç yıl sonra, 1837’de açılan ve orjinal tarifi sır gibi saklayan bu pastane; önünde uzun kuyrukların oluştuğu biraz önce belirttiğim Pastais de Belem pastanesi.

Lizbon Belem
Keşifler Anıtı, Portekiz'İn herşeyini borçlu olduğu Tejo Nehri'ni selamlıyor.

Nehir kıyısında, büyük bir meydanda nehri selamlar gibi yükselen Keşifler Anıtı, Lizbon’un en sembolik yapılarından biri. Portekizli kaşiflerin keşiflerini onurlandırmak için yapılan bu anıtta tarihte yer almış önemli bir çok figür yer alıyor.

Lizbon Belem Kulesi
Belem Kulesi.

Nehir kıyısında başka bir sembol yapı da UNESCO Dünya Mirası listesindeki Belem Kulesi. Lizbon’a girişte şehri korumak amacıyla 16.yüzyılda nehrin ortasına yapılan bu yapı, 1755 depremi sonrası yatağı değiştirilen nehir nedeniyle artık kıyıda yer alıyor.

Lizbon modern mimari
MAAT'ın sıradışı formlu binası ve eski elektrik santrali.

Tarihi yapıların dışında ziyaret etmenizi tavsiye edeceğim modern yapılar da var Belem’de. Sanat, Mimarlık ve Teknoloji Müzesi MAAT; beyaz seramiklerle kaplı sıradışı formuyla dikkat çeken ve en azından terasına çıkıp Tejo Nehri manzarasını izlemeniz gereken bir yapı bence. Bu modern yapının yanında turuncu tuğlalarıyla dikkat çeken güzel bina ise restore edilip elektrik müzesine dönüştürülen eski elektrik santrali.

Daha Daha Nereleri Gezmeli?
Genelde eski kent merkezinde olan yukarıda bahsettiğim yerler haricinde, biraz daha şehrin dışında kalan ama gidip görülesi yerlerden de bahsetmezsem içim rahat etmez :)
Haritada şehir dışındaymış gibi görünen ama otobüsle 15 dakikada varacağınız Ulusal Seramik Müzesi (Museu Nacional do Azulejos) Lizbon ve Portekiz’in önemli bir kültürel ve sanatsal imgesi olan azulejos hakkında detaylı bilgi alabileceğiniz, seramiklere daha da hayran kalacağınız en doğru yer. Azulejos konusunda detaylı bir yazı yazacağım için şimdilik bu kadarla bırakıyorum, takipte kalın!

Lizbon azulejos müzesi
Lizbon Ulusal Seramik Müzesi.

1800’lü yılların Lizbon’unda önemli bir üretim kompleksi olan fabrika alanı, 2008’de LX Factory olarak yeniden canlanmış ve bu sefer sanat üretmeye başlamış. Endüstriyel alan içerisinde; modadan kitaba, mobilyadan çağdaş tasarıma her şeyi bulmak mümkün. Restoran ve cafeleriyle, her bina cephesini kaplayan duvar resimleriyle çok farklı ve keyifli bir yer. Lizbon gezinizi, gündüz veya gece olsun LX Factory’e uğramadan sonlandırmayın.

Lizbon LX Factory
Her köşesinden sanat fışkıran LX Factory.

Bu eski endüstriyel yapı kompleksinin ruhunu çok iyi yansıtan ve sadece Portekiz’in değil dünyanın en güzel (ve bence en farklı) kitapçısı olarak tanımlanan Ler Devagar’a uğramayı da unutmayın. Eski bir matbaa olan dükkanda, tarihi basım makinesi de olduğu gibi korunmuş, hatta bazen çalıştırılıyormuş. Şimdiye kadar gördüğüm en güzel kitapçılar hep Portekiz'de. Modern kitapçı olarak burası listemin ilk sırasında, tarihi kitapçı olarak da Porto'daki ihtişamlı Livraria Lello.

Lizbon'un en güzel kitapçısı
Sıradışı kitapçı Ler Devagar'ın başka bir alem olan iç mekanı.

Lizbon’daki süreniz çok da kısıtlı değilse sıradışı bir gezi güzergahı olarak Prazeres Mezarlığı’na gitmenizi de öneririm. Birçok ünlü Portekizli’nin gömüldüğü bu mezarlık; Lizbon’u 1833 yılında vuran kolera salgını sonrasında çok sayıdaki ölümler için yapılmış. Açıkçası, Milano’daki mezarlık hala listemin ilk sırasını korumakta ama burası da kendi ölçeğinde farklı ve görülmeye değer bir yer.

Lizbon
Prazeres Mezarlığı.

Dönüş yolunda dünyevi güzelliklere tekrar odaklanmak isterseniz, mezarlık yakınlarında bulunan, çok keyifli ve güzel bir park olan “Jardim da Estrela”da Lizbon güneşinin tadını çıkarabilirsiniz.

Lizbon
Bol huzurlu, bol yeşilli park Jardim da Estrela yani Yıldız Parkı.

Bu şiir gibi şehirde hala zamanınız varsa sizi biraz daha uzaklara, Tejo Nehri’nin karşı kıyısına sürüklüyorum. Atlas Okyanusu’nda yüzmeye ne dersiniz? Havaların yeni ısındığı mayısta Lizbon için henüz deniz sezonu açılmış değil ama gün batımlarının sezonu yok! Gün batımlarını, Lizbon’un farklı seyir teraslarında kovaladığımız Portekizli arkadaşlarım son gün batımını Atlas Okyanusu’na nazır uygun görüyorlar.

Lizbon Atlas Okyanusu kıyısı
Merhaba Atlas Okyanusu, güle güle güneş!

Lizbon’un 25 km güneyinde yer alan ve yaklaşık yarım saatlik bir yolculukla varacağınız Costa da Caparica sahili; 15 km boyunca uzanan, altın rengi kumlarla kaplı harika bir plaj. Mayıs başında bile boş olmayan bu uçsuz bucaksız sahilin yazın nasıl keyifli olacağını tahmin edebiliyorum!

Lizbon Atlas Okyanusu kıyısı
15 km boyunca bu manzara uzanıyor okyanusun karşısında Costa da Caparica'da.

Lizbon’da gitmenizi önereceğim yerler bazı eksikler olsa da bu kadar (yazıyı daha fazla uzatırsam baygınlık geçirmenizden korkuyorum). Bu kadar okuyup emek edenlere son bir güzellik yapıyorum ve yukarıda bahsettiğim yerlerin hepsini işaretlediğim google maps haritasını da ekliyorum. Bu kadar detay, bilgi, hatta haritanız bile varken bence bilet alıp gitmek işin en kolay kısmı artık:). Şimdiden bol güneşli, bol keyifli Lizbon gezisi diliyorum sizlere.

Portekiz seramiği azulejos
İkinci Lizbon maceram, şehre bir kez daha hayran kalarak bitiyor.

Benim ikinci Portekiz maceram burada son buluyor. Portekiz’e ilk gelişim tam yedi yıl önceydi ve iki hafta süresince kuzeyden güneye birçok şehri gezme fırsatım olmuştu. Gezdiğim her şehri çok sevmiştim ama Lizbon, İstanbul’un uzaklardaki küçük kardeşi gibi daha bir tanıdık, daha bir sıcak gelmişti bana. Yıllar öncesinden aklımda ve kalbimde kalanları tam da bıraktığım gibi buldum Lizbon’da. Bir kez daha hayran kaldım şehre. Bir kez daha kalbim Lizbon’da kaldı...

Zaman: 30 Nisan -7 Mayıs 2018

Rota: İstanbul»Madrid»Lizbon

Kadro: Ben, bizzat, kendim:)

Ulaşım:
İstanbul-Madrid: Uçak
Madrid-Lizbon: Otobüs
Lizbon-Madrid: Otobüs

Konaklama: Lizbon Old Town Hostel (çok merkezi yerde bulunan ve temiz, düzgün bu hostel'i önerebilirim).

* Seyir teraslarında gün batımını izle!
* Tramvay veya finükülere bin!
* Praça do Comercio Meydanı'nda Tejo Nehrini ve martıları selamla!
*
 Alfama bölgesinin merdivenli sokaklarında kaybol!
* Azulejos kaplı binaları, duvar resimlerini keşfet!
* Fado dinle!
* Ulusal Seramik Müzesi'ne git!

İlginizi Çekebileceğini Düşündüğüm Diğer Yazılar

X

Facebook Sayfamızı Beğenin!

facebook.com/sezinlegez