Liman Kenti Antwerp

Belçika gezi notlarında; Brüksel, Bruges gibi bilindik rotaların dışına çıkmaya devam ediyorum. Gent'ten sonra rotayı biraz kuzeye, Hollanda sınırına doğru çeviriyorum. Sıradaki şehir Antwerp!

Antwerp, Belçika’nın en büyük 3. kenti ve bu büyümede şehrin sahip olduğu limanın etkisi büyük. Antwerp limanı, Avrupa’nın en büyük ikinci limanı. Günümüzde ticaret için önemli bir şehir olan Antwerp, geçmişte de aynı özelliğe sahipmiş. 16. yy’da tüm Avrupa ve Asya’nın kendi mallarını satıp başka mallar aldığı önemli bir ticaret merkeziymiş.

Tipik Flaman mimarisi Antwerp'te de bizimle.

Ticaret konu başlığından devam ederek; Antwerp’in elmas ticaretinde önemli bir nokta olduğunu da belirteyim. Dünyadaki elmas ticaretinin %70’ten fazlası burada yapılıyormuş. İstatistiklere dalmak gerekirse; dünyadaki işlenmemiş elmas ticaretinin %85’ten fazlasının, işlenmiş yani kesilmiş elmasın %50’den fazlasının ve endüstriyel elmasın %40’ının ticareti bu şehirde yapılıyormuş. Yani gittiğiniz yerlerden magnet, kupa, elmas gibi hediyelik eşyalar alma hobiniz varsa, elmas için doğru yerdesiniz!

Antwerp'te Gezilecek Yerler
Belçika’da şehirlerarası ulaşımda tren kullanımı çok kolay olduğu ve tercih edildiği için muhtemelen sizin de herhangi bir şehirden Antwerp’e varış noktanız, merkez tren istasyonu olacaktır. Eğer yolunuz bu istasyona düşmezse, özellikle düşürmenizi tavsiye ederim çünkü gitmezseniz dünyadaki en güzel tren istasyonlarından birini kaçırmış olacaksınız. İlk defa 1905’te kullanılan istasyona 2009 yılında yüksek hızlı tren hattı da dahil edilerek genişletilmiş ve modernize edilmiş ama eski binanın etkileyici mimari atmosferi hala hayran bırakıyor.

Gent ana tren istasyonu başlı başına kente geliş sebebi olabilir.

Merkez istasyondan çıkıp kent merkezine doğru yürümeye başladıktan kısa bir süre sonra kendinizi trafiğe kapalı, iki yanında her türlü markaların mağazalarının yer aldığı meşhur alışveriş caddesi Meir’de bulacaksınız. Bu çeşitlilik Antwerp’in ticari anlamda ne kadar işlek bir nokta olduğunu bir kere daha gösteriyor.

The Chocolate Line: Meir caddesi üzerinde yer alan ve bir zamanlar Belçika kraliyet ailesine hatta Napolyon’a ait olan bu yerde, çok farklı tatlarda çikolatalar deneyebilirsiniz. Çikolata dükkanının içi bile bir sanat eseri niteliğinde.

Çikolata dükkanının içi (foto: Alison Cornford-Matheson).

Peter Paul Rubens’in Evi: Sanata ilgili gezginler için 16 ve 17.yy’larda eserler vermiş ünlü Barok ressam Rubens’in evi gezilecek yerler listesinde üst sıralarda yer alabilir. Yıllar içinde el değiştirerek çok farklı işlevlerde kullanılan bina, 18.yy’da bir hapishane olarak bile kullanılmış.

Grote Markt: Her Belçika şehrinde olduğu gibi bir grote markt da Antwerp’te var ve burası da şehrin ana meydanı. Meydanın etrafını tipik Flaman mimarisi konut binaları ve belediye binası çevreliyor. Meydanın ortasında; ortaçağdan kalma bir efsanenin kahramanı Brabo’ya ait, meydanın görkemine uygun bir heykel de bulunuyor. Heykel ve arkadaki binaların yarattığı estetik gerçekten görülmeye değer.

Antwerp'in ana meydanı Grote Markt.

Vlaeykensgang: Grote Markt’a çok yakın, meydanın ihtişamına tezat, sizi 16.yy’a götürecek bir sokak burası. Eskiden ayakkabıcılar ve şehrin en yoksullarının yaşadığı bu dar geçitlerde şimdi antika dükkanları, cafeler ve galeriler bulunuyor. Bu geçidin girişlerinden birine Oude Koornmarkt Caddesi 16 numaradan ulaşabilirsiniz. Sadece bir kapı genişliği kadar olan geçidi kaçırmanız olası, dikkat dikkat! :)

Cathedral of Our Lady: Yapımına 1352 yılında başlanan ve Avrupa’nın en güzel gotik katedrallerinden biri olan bu yapı, içinde bulunan Rubens’in eserleriyle de çok kıymetli.

Bu kilisenin önündeki küçük meydanda ilginç bir heykel de sizi bekliyor olacak. Meydanı kaplayan arnavut kaldırım taşlarının bir yorgana dönüşüp üstünü örttüğü çocuk ve köpek heykelinin bir hikayesi var. Küçük çocuk Nello ve köpeği Patrasche; 1872 tarihli “Bir Flaman Köpeği” adlı romanın başkahramanları. İngiliz bir yazar tarafından yazılan ve Antwerp’te geçen bu hikaye nedense Japonya ve Güney Kore’de çok popülermiş hatta Japon filmlerine ve animelere bile uyarlanmış.

Romanın kahramanları Nello ve köpeğinin heykeli.

Muurvast: Belçika’nın çizerleriyle meşhur olduğundan daha önce bu yazıda bahsetmiştim. Muurvast adındaki proje, ülkenin bu özelliğini ziyaretçilerine yansıtan güzel bir çalışma. Şehrin farklı yerlerinde bulunan bina boyundaki resimler her an karşınıza çıkıp size süpriz yapabilir. Siz sürprizlerin peşine düşmek isterseniz de aşağıdaki haritayı kullanarak Antwerp sokaklarında duvar resmi avına çıkabilirsiniz.

Proje kapsamında şehirde yer alan duvar resimlerinin haritası.

Scheldt Nehri: Şehrin doğusundan başlayıp batısına, nehir kıyısına doğru devam eden yürüyüşümüz nehirde son buluyor artık. Antwerp’in gelişmesinde önemli yeri olan Scheldt Nehri; 350 km uzunluğunda, Hollanda’da başlayıp, Fransa’ya kadar uzanan Avrupa’nın önemli bir su yolu. Bu geniş nehir yatağı ve çevresinde de gezilip görülecek yerler bulunuyor. Bunlardan en önemlileri;

Steen Kalesi: Antwerp’in en eski yapısı olan bu kalenin tarihi 11.yy’a kadar dayanıyor. Tarih boyunca; hapishane, konut, kereste fabrikası, balık deposu ve müze olarak kullanılmış. 2008 yılına kadar Ulusal Denizcilik Müzesi olarak kullanılan binada, 2018’de başlaması planlanan bir proje var. Cruise gemileri için giriş kapısı niteliğinde olan projenin 2020 yılında tamamlanması planlanıyor. Halen kalenin bir kısmına girip gezmek ve nehir manzarasının tadını çıkarmak mümkün.

Steen Kalesi (foto kaynak: wikipedia.org).

St. Ana Tüneli: Nehrin karşı kıyısına da şöyle bir bakmak isterseniz 1933’te açılmış olan tüneli kullanabilirsiniz. 572 metre uzunluğundaki tünel sadece yayalar ve bisikletlilerin kullanımına açık. İlk yapıldığından beri kullanılan eski ahşap yürüyen merdivenlere tanıklık etmek de ilginç olabilir, Schedt Nehri’ni suyun altından ıslanmadan geçmek de.

MAS: Nehrin karşısına geçmeyip nehir boyunca şehrin daha kuzeyine, liman kısmına doğru giderek MAS müzesini ziyaret edebilirsiniz. 2010 yılında inşa edilen modern yapı; Antwerp şehrinin ortaçağdan günümüze kadar geçirdiği tarihi yansıtmak üzere bir müze olması için yapılmış. Müzenin içindeki sergileri görmek ücretli ama çatısına çıkıp Antwerp manzarasına ulaşmak ücretsiz. Yaz boyunca gece yarısına kadar açık olan müze sayesinde şehrin gündüz manzarasının yanında ışıklarla süslenmiş akşam manzarasına da tanıklık edebilirsiniz.

Port House (foto: Sarah Blee) ve MAS Müzesi (foto: Helena Binet). 

Port House: MAS’a gitmişken yakınlarda yer alan bu ilginç projeye de göz atmak isteyebilirsiniz. Geçtiğimiz yıllarda hayatını kaybeden dünyaca ünlü mimar Zaha Hadid imzasını taşıyan bu proje; eski itfaiye binasının yenilenme ve genişletilme projesi. Eski taş bina ve buna eklenen amorf formda cam kütle ile hemen gözünüze çarpacak bu yapı; şehrin farklı bölgelerindeki binalarda çalışan liman personelini tek çatıda toplamayı amaçlamış. Avrupa’nın tüm konteyner ticaretinin %26’sını gerçekleştiren bir liman için bu büyüklükte bir ofis binasına da şaşmamak lazım.

Belçika çok büyük bir ülke değil ama Brüksel ve Bruge gibi çok bilinen turistik noktaların dışında da güzel seçenekler sunuyor keşfetme niyetinde olanlara. Belçika’ya dair alışılmışın dışında rotaların da yer aldığı yazılarım şimdilik burada son buluyor. Gezi rotasında Belçika olanlara şimdiden keyifli keşifler!

Zaman:
17-22 Mart 2017

Rota:
Milano»Leuven»Mostar»Bruges»Antwerp»Brüksel»Lüksemburg»Milano

Bu gezi, diğerlerinden farklı bir gezi. Bir ay süren ve Milano'dan başlayıp, Belçika ve Lüksemburg'ta devam edip, sonra tekrar Milano'da biten bu gezi bir nevi arkadaş-kuzen ziyareti. Bu yüzden ulaşım ve genel masraflar konusunda detaylı bilgiyi es geçiyorum bu sefer.

* Waffle, midye, patates kızartması, çikolata gibi meşhur oldukları tatları dene!
* Yüzlerce çeşit Belçika biralarından iç!
* Çizerlerin süslediği duvar resimleriyle dolu sokakları gez!
* Bruges'un sokaklarında orta çağ ruhunu yaşa!
* Bruges'da kanal turu yap!

Önceki Yazı

İlginizi Çekebileceğini Düşündüğüm Diğer Yazılar

X

Facebook Sayfamızı Beğenin!

facebook.com/sezinlegez