sezinlegez.com

Kaçkarlar

Zaman : Muhtelif Zamanlar:)
Rota     : Gito»Pokut»Sal»Ayder»Kavrun
Yapmadan Dönme
Galeri
 
Kaçkarlar; Bulutların Üstünde Gökyüzünün Altında

Ayder Yaylası

Kaçkarların en bilinen ve en çok ziyaret edilen yaylasında sıra; Ayder! 1.350 metre yükseklikteki Ayder Yaylası, Çamlıhemşin'e 19 km mesafede ve asfalt yolları sayesinde özel araçla veya minibüsle kolaylıkla ulaşılabilen bir yayla. Son 15-20 yılda sayısı giderek artan çok katlı betonarme binalarla dolan Ayder; yayladan çok, çarpık kentleşmenin ilk adımlarını atan küçük bir şehri andırıp çevre dostu yürekleri sızlatsa da, tüm yitirdiklerine rağmen hala bölgenin en önemli turizm merkezi. Romatizmal hastalıklara iyi geldiği söylenen kaplıcaların bu turist patlamasında yeri oldukça büyük. Tabii ki hafta sonu piknikçilerinin de hakkını yememek lazım...

ayder yaylası
                                                                                  Ayder Yaylası


Hafta sonu piknikçisi de oldum, kaplıcacı da, üst yaylalara giderken soluklanan da... Bir Doğu Karadeniz'li olarak, tahmin edersiniz ki Ayder'e kaç kere gittiğimi bile bilmiyorum. O yüzden bu yazı, yılların harmanı olacak; yazın bile serin olan sisli havasında tulum sesleri de çalınacak kulağa, kışın kar altında Kardan Adam Şenliği'nde horon da vurulacak...

Ayder Yaylası
                                                          Ayder'de her köşeden tulum sesi yükselir


Osmanlı döneminden beri bilinen ve 1987 yılında turizm merkezi olarak ilan edilen şifalı suyundan başlayayım önce. Romatizmal hastalıklar ve kireçlenme ilk sıralarda yer almak üzere; kadın, cilt ve iç hastalıklarına iyi geldiği belirtiliyor, yerin 260 metre altından 55°C'de yeryüzüne çıkan bu suyun. Ayder'e vardığınızda sağınızda göreceğiniz bol bacalı, alçak katlı yapı bu kaplıcanın tesisi oluyor. 12 metreye 5 metre büyüklüğünde, biri erkekler, diğeri kadınlar için iki tane büyük havuz bulunuyor. Bunun dışında, ailelerin özel olarak kiralayabileceği 8 adet de küçük havuzu var. Tahmin edersiniz ki bu kaplıcanın hedef kitlesi; romatizmal ağrılarına şifa bulmak için çevre ilçelerden gelen, yaş ortalaması biraz yüksek ninelerimiz, dedelerimiz oluyor ama kaplıcaya girmek için +60 gibi bir kriter yok, buralara kadar gelmişken bunu da deneyimlemek keyifli olabilir. Genelde bir haftalığına gelip, her gün kaplıcaları kullanan yerli turistlerden dolayı etrafta bu talebi karşılayacak çok sayıda otel bulunuyor.

Ayder Yaylası
                                                       Yamaca kondurulmuş ahşap yayla evleri

 

Kaplıcalardaki bol buharlı moladan sonra yukarı doğru yola devam ediyoruz. Etrafta, yamaçların ucuna bir atmaca gibi konmuş, her an havalanmaya hazır duran, tek katlı, ahşap yayla evleri sıralanıyor. Kendilerine güvenenler, bu yemyeşil yamaca tırmanıp manzarayı oradan seyrediyorlar. Biraz ilerleyince derenin karşı tarafında 23 metreden akan heybetli Gelintülü Şelalesi'ni görüyoruz. Adından da anlaşıldığı gibi, akarken oluşturduğu şekil gelin duvağına benzetiliyor bu şelalenin.

Gelin tülü şelalesi Ayder
                                   Gelin tülü şelalesi


Yol boyunca hediyelik eşya veya bal satan dükkanlar, tereyağında yapılmış nefis muhlama yiyebileceğiniz, demli bir karadeniz çayı içebileceğiniz aile işletmesi küçük restoranlar sıralanıyor. Tüm bu tesisleri genelde yerel insanlar yani Hemşinliler işletiyor. Hemşinlilerin geleneklerine sıkı sıkıya bağlı olduklarını kıyafetlerinden bile anlayabiliyoruz. Özellikle kadınları; geleneksel kıyafetlerinden izler taşıyan el örgüsü kalın yün çoraplar, siyah lastik ayakkabılar ve puşiler içerisinde görüyoruz. Puşi; yemeninin üzerine ince şerit halinde sarılan bir eşarp aslında. Kendine özgü bağlama şekliyle özelleşen puşi; alnın ortasında düğüm yapılarak şişirilir ve kafanın arkasında uçları sarkıtılarak bağlanır. Canlı renkleri ve desenleriyle çeşit çeşit puşileri her yerde görebilirsiniz. Alıp, yöreye özgü şekliyle bağlatabilir, bir Hemşinli gibi gezebilirsiniz:)

       Geleneksel "puşi"lerden her yerde bulabilirsiniz ama tipik bağlaması için yerel destek şart:)


Yola devam ettikçe yayla evleri ve tesisler seyrekleşmeye, ladin ve kayın ormanları artmaya başlıyor. Ağaçların etkisiyle daha da serinleyen havanın sahip olduğu oksijeni adeta teninizde hissediyorsunuz. Arada kendini gösteren sis, ağaçlar, kulağa uzaklardan çalınan tulum sesiyle derin derin nefes alarak bu ortamın keyfini sürüyoruz.

doğu karadeniz mutfağı
                                                      Peyniri uzata uzata yenen muhlama


Piknik için konulmuş ve ücretsiz olan ahşap masalar dışında, etraftaki tesislerin geleneksel Karadeniz mimarisindeki "serender"lerden esinlenerek yaptığı küçük ahşap evler de bulunuyor. Piknik yapanların mangallarından gelen müthiş kokulara her yerde olduğu gibi burada da tulum sesi karışıyor. Kimi arabalarında çalıyor kimileri de yanında getirdikleri tulumu şişirip gitgide büyüyen bir çember halinde tanıdık tanımadık elleri tutarak horon vuruyorlar. Tulum, yörenin geleneksel müzik aletidir. Doğu Karadeniz denilince ilk akla kemençe gelir ama Trabzon'un geleneksel müzik aleti olan kemençenin yerini Rize'de tulum alıyor. 1 yaşındaki keçi yavrusundan (oğlak) yapılan tulum, çalması göründüğü kadar kolay olmayan üflemeli bir çalgıdır. Kendine özgü ses ve melodisiyle tüm Doğu Karadenizlileri etrafına toplayan bir mıknatıs gibidir.

hamsili ekmek
                                Doğu Karadeniz mutfağı iftiharla sunar; hamsili ekmek


Bu piknik alanlarından sonra da yola devam edersek artık Ayder Yaylası'ndan ayrılıp bir üst yayla olan Kavrun'a doğru yola çıkmış oluruz. Kavrun Yaylası'nı bir sonraki yazıda anlatacağım için şimdilik bu yoldan devam etmiyorum.

Bu anlattıklarım Ayder'in yaz halinden ibaretti. Bir de Ayder'in kış hali var ki o da deneyimlemeye değer!

Ayder Yaylası
                                               Ayder'in kış hali


Ayder'in beyaz yüzünü görmemize; Çamlıhemşin Doğa Sporları Klübü'nün her yıl düzenlediği ve artık geleneksel hale gelen Kardan Adam Şenliği sebep oluyor. "haftasonu Ayder" planı arkadaş çevresinde yayıldıkça biletlerini alıp "ben de geliyorum!" diyenlerin sayısı çığ gibi artıyor ve cuma akşamı işten ipini koparanlar teker teker Sabiha Gökçen Havaalanı'na damlıyor. İzmir'den bile plana dahil olan arkadaşlarla 15-20 kişilik kalabalık ve mutlu bir grup halinde cuma akşamı soluğu Trabzon'da alıyoruz. Önceden ayarladığımız minibüsümüz havaalanı dışında bizi alıyor ve 2-3 saate rezervasyonumuzu yaptırdığımız Sis Otel'e varıyoruz. Sabah pencereden bakınca dışarıda gördüklerimiz müthiş! Sıkı kahvaltı sonrası astronottan hallice giyinip dışarı atıyoruz kendimizi. Kalabalık grupların kaderi; nerden, kimden başladığı belli olmayan bir kar topu savaşıyla en güzel cumartesi sabahlarından birine günaydın diyoruz.

Ayder Yaylası
                                               Cumartesi sabahı için oldukça güzel bir manzara ve ekip;)


Kar üstünde kurulan sahnede yerel ve ulusal sanatçılar sahne alıyor sırayla. Kalabalıkta her yerde öbek öbek tulum oynayan halkalar, bir tarafta yamaçtan aşağı kayan genç, yaşlı insanlar... Ortalık tam bir cümbüş yeri. Oynanan tulumlar, içilen çaylar sonrası yukarılara yürüyerek bizi çağıran sakin doğaya atıyoruz kendimizi. Çocukluğumuza dönüp, yolun iki yakasına kurulup yoldan geçen araçlara kar topu savaşı ilan ediyoruz. Kasasında gençler olan bir kamyonet durup bize meydan okuyor. Küçük kartopu savaşını kahkahalarla sonlandırıp herkes yoluna devam ediyor. Eğlence katsayısı oldukça yüksek yerel insanlarla nerde ne ile karşılaşıp kahkahayı basacağınız belli olmuyor:)

Ayder Kardan Adam Festivali
           Kardan Adam Festivali'nde kocaman bir horon halkası


Gece, gündüzki şamatadan eser yok. Usul usul yağan karın şiddetini sokak lambalarından kontrol edip gezmeye çıkıyoruz. Sessiz ve beyaz bir gece... Yamaçtaki el yapımı kayak rampası çok davetkar duruyor. İstanbul'dan tehçizatlı gelmişiz; bir arkadaş şantiyeden kalın bir muşamba getirmeyi ihmal etmemişken bunu kullanmamak olmaz! Yamaca tırmanıp artık cam gibi olmuş karın üstünde kahkaha ve hafif korku dolu birkaç kayma sonrası ciddi yaralar almadan ve tek parça halinde geceyi sonlandırıyoruz. Tabii ki profesyonel olarak doğa sporlarıyla uğraşanlara çok daha fazla seçenek sunuyor Ayder. Bizimki sadece çocuksu eğlenceden ibaret:)

Ayder yaylası
                                         Gençler eğleniyor:)


Pazara, bu güzelliği bırakıp tekrar İstanbul'a dönmekten başka birşey kalmıyor. Sanki sadece iki gün süren bir zaman yolculuğuyla çocukluğumuza dönüyoruz. Ama oradaki iki gün, iki gün değil adeta bir hafta!

30-31 Ocak 2016'da 9.'su gerçekleşecek olan Kardan Adam Şenliği, şehir kaçkını bünyelere çok iyi gelebilir; o müthiş doğayı bir de beyaz örtünün altında görüp hayran kalmak, sebepsiz bir çocuksu mutluluğa kapılmak, soğukta demli bir çayla veya kuzine soba başında ısınmak, közde patateslerin olmasını beklemek, peynirini uzata uzata muhlama yemek ve tabii ki olmazsa olmazı; karda tulum vurarak hem eğlenmek hem ısınmak...

Bu yazıdan sonra, Kardan Adam Şenliği'ne gitmeyi düşünenler için şuraya facebook'taki etkinliği iliştireyim:) Şimdiden iyi eğlenceler!