sezinlegez.com

Tanzanya

Zaman : 01-11 Temmuz 2016
Rota     : Dar es Salaam » Mikumi Ulusal Parkı » Stone Town » Kendwa
Bütçe  : 1800 $
Gezi Detayı
Yapmadan Dönme
Galeri
Video
 
Kızıl Topraklardan Beyaz Kumlara Tanzanya

Mikumi Milli Parkı'nda Safari; NatGeo Wild'ı Yaşamak

Afrika kıtasına ikinci kez ayak basacak olsam da gerçek anlamda "Afrika"yı deneyimleyeceğim ilk gezim! En uzak gezi rotam! Ekvatorun diğer tarafına ilk geçişim! Heyecanlanmak için bolca sebebim var...

Aktarma noktamız olan Doha'dan Dar es Salaam'a doğru yola çıktığımızda gittiğimiz rotanın farklılığını somut şekilde görüyoruz. Uçaktaki ten rengi skalasında oldukça soluk ve azınlıkta kalıyoruz. Yaklaşık 6 saatlik uçuşumuz sonrası hedefe ulaşıyoruz. Arapça anlamı "Barış Evi" olan Dar es Salaam; Tanzanya'nın en büyük şehri ve bölgesel ekonomi merkezi. Hatta Doğu Afrika'nın en kalabalık şehri olma özelliği de var. Ama sakın bu durumun havaalanına yansıdığını düşünmeyin... Oldukça mütevazı bir havaalanıyla karşılıyor bizi şehir.

tanzanya dar es salaam
Tanzanya'ya hoşgeldik!

 

Uçaktan iner inmez yüksek, ahşap masaların dizildiği giriş salonunda form doldurarak ilk prosedürlere başlıyoruz; ne amaçla geldik? ne kadar kalacağız? ulusumuz?... Gayet sakin ve güler yüzlü görevliler insanları yönlendiriyor. İkinci aşama aşı kontrolü. Hızlı bir aşı karnesi kontrolü sonrası asıl işleme; vizeye geçiyoruz. El taraması ve web kamerasında  fotoğraf çektirme sonrası vize ücreti olan 50$'ı vezneye yatırıyoruz ve 10 dakika içinde 90 gün Tanzanya'da kalma hakkı veren cıvıl cıvıl Tanzanya vizelerimiz hazır!

Pasaport kontrolünü geçip bagaj bölümüne ulaşıyoruz. Uçaktan getirilen bagajlar elle taşınarak masaların üzerine bırakılmış. Bizi bekleyen sırt çantalarımızı alıp dışarı atıyoruz kendimizi. Tabii ki burada turist olduğunuzun tahmin edilmemesi gibi bir durum yok, uzak mesafelerden parlayarak "buradayız biz!" diyoruz. Durum böyle olunca etrafımızı safari tur acentalarından görevliler ve taksiciler sarıyor. Taksi ile havaalanından ayrılmadan önce 3 gün sonra yapacağımız Zanzibar yolculuğumuz için şimdiden biletleri almaya karar veriyoruz ve acentaların küçük ofislerinin sıralandığı bölüme gidiyoruz. İlk girdiğimiz acenta 75$ fiyat söyleyince ve pek de indirim yapmayınca teşekkür edip şansımızı diğer firmalarda  deniyoruz. ZanAir'den 60$'dan 48$'a çektiğimiz fiyatla biletlerimizi alıyoruz ve gezinin bel kemiğini oluşturan "pazarlık" resmen yürürlüğe girmiş oluyor. Dar es Salaam-Stone Town uçak biletimizi aldıktan sonra sıradaki pazarlığa geliyoruz; taksi. Havaalanına 10-15 km mesafedeki otelimiz için 45$ isteyen taksicilere bizim teklifimiz 20$ oluyor. "Olur mu öyle şey!" ana fikrinde geçen konuşmalar sonrası biz başka taksicilere yöneliyoruz ama bu esnada peşimizden ayrılmıyorlar. Bize fiyat tabelalarını gösteriyorlar ve gitmek istediğimiz yere fiyatın bu olduğunu söylüyorlar. Ki tabelada gerçekten öyle yazıyor, ama tabelada iki fiyat var; biri yerliler, diğeri yabancılar için:) Biz yarı sohbet, yarı espiri pazarlık modunda havaalanına dağılıp taksicilerle konuşurken kendi aramızda seslenmelerimizi orada yaşayan bir Türk ablamız fark ediyor ve yanımıza gelip kısa bir muhabbet sonrası bizim için taksicilerle pazarlık yapmaya başlıyor. En zorlu pazarlıklardan birini burada gerçekleştiriyoruz ve İzmirli ablamızın da yardımıyla 25$'a anlaşıp tertemiz, koltukların pileli örtülerle kaplandığı taksiye atlayıp Dar es Salaam sokaklarına dalıyoruz. 

tanzanya taksi
Pazarlık sonrası temiz, gıcır gıcır taksimizle yola düşüyoruz.

 

Taksicilerin mesafe kısa olsa da çok trafik var oraya gidiş 2 saati bulur sözleri vücut buluyor adeta. İnanılmaz bir trafik var ve gerçekten o yolu yaklaşık 1 saate alıyoruz. Ama bu yol, etraftaki şenlikten dolayı hiç de sıkıcı geçmiyor. Yol boyunca kurulu pazarlarda gezen insanlar, motorsikletlerle müşteri bekleyenler, kafalarında taşıdıkları koca yüklerle ve rengarenk kıyafetleriyle gezen kadınlar, yandaki otobüsten bize el sallayan çocuklar... İnsanların beyazlara yaklaşımı pek bir sevimli; şaşırıp dikkatle bakıyorlar, çocuklar utangaç bir gülümsemeyle el sallıyor. Hatta trafikte araçların arasında gezip bir şeyler satan bir satıcının bizi görünce "Aa muzungi!" (beyaz adam) diye şaşırmasına da tanık oluyorum:)

Uzun süre anayolda seyrettikten sonra ara bir yola sapıyoruz ama bu araya "yol" demek pek mümkün değil. Köstebek yuvası gibi engebeli toprak alanda ilerlerken şaşkınlıkla etrafı gözlemliyoruz; briketten veya topraktan yapılmış tek katlı evlerin önünde oturan insanlar, evlerinin önündeki toprak alanda oynayan çocuklar, kapılarının önünde açık ateşte veya kömür ateşinde yemek pişiren kadınlarla genel olarak yoksul bir tabloyla karşı karşıyayız. İlk olarak bu durumun, bu bölgeye özgü olduğunu düşünüyoruz ama gezi süresince benzer durumlara tanıklık edince bunun ülkenin normal düzeni olduğunu anlıyoruz. Fark ettiğimiz başka bir detay ise; herşeye rağmen gülümseyen yüzler...

tanzanya dar es salaam
Otelimize ulaşırken içinden geçtiğimiz yapılaşma.


Gayet plansız ve yoksul gözüken koşullar ve mekan karşısındaki şaşkınlığımız öyle bir yerin ortasında yükselen, bizim standartlarımızda normal olan çok katlı otelimizi görünce de devam ediyor. Otel, odalar, banyolar  her şey çok normal fakat pencerelerdeki demir parmaklıklar da dikkatimizden kaçmıyor. Durum böyle olunca otele yerleşme sonrası genelde yaptığım "etrafı keşfe çıkma" rituelini gerçekleştirmiyorum çünkü etrafta görecek pek bir şey yok ve ilk etapta çok tekin bir yer izlenimi vermiyor.

Safariye Doğru Yola Çıkıyoruz

Sabah kahvaltımızı yaptıktan sonra Kanuth Advantures'dan gelen safari aracımız bizi bekliyor otelin önünde. Üç gün boyunca aileden biri olacak olan şöförümüz ve rehberimiz Tony ile tanışıp çıkıyoruz yola. Yaklaşık 5 saat süren yol yine çok hareketli ve renkli. Yollarla ilgili düzeni şu şekilde özetleyebilirim; sadece ana yollar asfalt ve bunun dışındaki ara yollar toprak. Ara yolların ana yola bağlandığı kavşak noktaları yerleşim ve ticaret alanına dönüşmüş durumda. Ortalık tam bir cümbüş yeri; tek katlı toprak evler, küçük kulübe şeklinde dükkanlar, tek tük meyve ve sebzelerin satıldığı ahşap tezgahlar, kurulan pazarlar, evlerinin önündeki toprağı süpüren ev kadınları, sokaklarda oynayan çocuklar... Bu kavşak noktalarındaki hareketlilik dışında yol boyunca kurulan tezgahlarda kimi yerde sebze-meyve satılıyor, kimi yerde örme sepetler rüzgarda sallanıyor, kimi yerde ise hâlâ dumanı tüten ateşin başında pişirdikleri kuzuyu satmaya çalışanlar el kol hareketleriyle araçları durdurmaya çalışıyor. Tony'den bu yolun uluslararası bir yol olduğunu öğrenince tüm bu cümbüş daha da anlam kazanıyor.

tanzanya yol kenarı pazarı
Yol kenarındaki pazarlardan birinde meyve alışverişi yapıyoruz.


Ülke yüz ölçümünün 3'te 1'inin koruma altında olduğu Tanzanya'da, 16 tane ulusal park bulunuyor. Biz, rotamıza en uygun olduğu için ülkenin 5. büyük milli parkı olan Mikumi'yi seçiyoruz safari için. 1964'te ulusal park statüsü alan Mikumi, toplamda 3230 km²'lik alan kaplıyor. Yabancı turistler tarafından en az ziyaret edilen ulusal park olma özelliği de varmış bu parkın. Bu durum; vahşi hayatı en doğal şekliyle gözlemleyebilmek ve hayvanların fotoğrafını çekmek için sıra beklememek anlamına da geliyor aynı zamanda:)

mikumi parkı konaklama
Ulusal Park içindeki konaklama yerimiz.

 
Daha ulusal parka ulaşmadan yol kenarında zürafalar ve impalalar görmeye başlayınca anlıyoruz ki hedefe artık çok yakınız. Parkın giriş kapısına varıp kayıt işlemlerini ve ödemeyi yaptıktan sonra safari boyunca konaklayacağımız tek katlı binalarımıza yerleşiyoruz ve hemen ilk safarimize çıkıyoruz. Televizyonda Nat Geo Wild'da izlediğimiz onca belgeseli beş duyumuzla yaşıyoruz. Otlaklardan, akasya ve baobab ağaçlarından oluşan Afrika savanında toprak yol boyunca ilerleyip karşımıza hangi hayvanın çıkacağını merakla bekliyoruz. İmpala sürüleriyle, bu sürülerin arasına karışıp hayvanlar tarafından farkedilmemek taktiğini uygulayan öküz başlı antiloplarla, şaşkın şaşkın bize bakan zürafalar ve zebralarla, bizi pek de umursamayan fillerle, nehir kenarında dinlenen timsahlarla geçiyor ilk safarimiz.

tanzanya safari
Rehberimiz Tony ile safariye hazırız!

  

tanzanya safari
Safaride bize arkadaşlık eden sürülerden biri; zürafalar.

 
Güneş gökyüzünü müthiş bir turuncu renge boyarken artık eve dönme vakti geliyor. Kaldığımız yere oldukça yaklaşmışken yolda bizi bir sürpriz bekliyor! Aslında bir değil beş süpriz! Yol kenarında oturan iki dişi aslan ve yolda birbirleriyle oynayan sevimli iki aslan yavrusu! İki metre kadar yakınına yanaşıp arabayı durduruyor Tony. Bizde ne yapacağını bilememe, şaşkınlık, sevinç ve korku karışımı garip duygular... Ani hareketlerden ve fazla gürültüden kaçınmamızı öğütlüyor Tony. O esnada iki metre ötemizdeki aslan dönüp bize bakıyor ve göz göze geldiğimde fark ediyorum ki nefes almayı çoktandır unutmuşum ve sanki işe yarayacakmış gibi arabanın açık tavanından aşağıya doğru saklanmışım:) Aslanlar, her haliyle inanılmaz bir asaleti ve etkisi olan hayvanlar gerçekten. Tam korkuya alışmışken bu sefer de çalıların arasındaki beşinci üye kendini gösteriyor; yattığı yerden kalkıp esniyor, o da etkili ve korkutucu bir bakış atıyor bize ve yavaş yavaş yoldan ayrılıp çalılıkların arasında kayboluyorlar sevimli yavrularla beraber. Akşam yemeğini yerken bu şansımız üzerine tabii ki bolca muhabbet dönüyor hatta yan masadaki turistlerle safariniz nasıl geçti muhabbeti esnasında hava bile atıyoruz "aa siz görmediniz mi aslan ailesini!":) Tony'nin de tescillediği üzere çok şanslı olma durumumuzu ilk ve son kez yaşamış oluyoruz çünkü sonra yaptığımız gündüz ve gece safarisinde bir daha aslan görmüyoruz. 

tanzanya safari
Dönüş yolunda 2 yavru ve 3 dişi aslandan oluşan aileye denk geliyoruz.


Sabah çok erken saatte ve öğleden sonra yaptığımız safarilerde farklı yerlerde tur atıyoruz. Parkın kuzeyinde bulunan iki yapay göle gidiyoruz. Burası hipopotam gölü olarak adlandırılıyor çünkü parktaki hipopotamlar gün boyu bu göletin içinde zaman geçiriyorlarmış. Arada sudan çıkardıkları kafaları ve püskürttükleri sudan başka devasa cüsselerini göstermiyorlar. Sadece akşamları gölden çıkıyorlarmış ve devasa kütlelerine rağmen beslenmek için 20 km yol yürüyebiliyorlarmış. Ama burada da şanslıyız ki gece safarisinde sudan çıkmış küçük(!) bir yavru görüyoruz.

tanzanya safari
Hipopotam gölünün sakinleri.

 
Gezi öncesi internetten safari turu ayarlarken gece safarisi isteğinde bulunmuştuk ama birçok firma gece safari yapmadıklarını söylemişti. Kanuth'u seçmemizde bu ektra gece safarisi de etkili olmuştu. Gece safarisi için heyecanlı bir şekilde aracımıza yönelirken aracın yanında bekleyen silahlı bir asker dikkatimizi çekiyor ve bize "siz mi safariye gidiyorsunuz?" diye sorunca anlıyoruz ki ekip bu özel durumdan dolayı genişliyor. Hayvanların saldırması ihtimaline karşı park tarafından zorunlu tutulan silahlı askerle, ekstradan gece aydınlatmalarından sorumlu Daniel ile gidiyoruz gece safarisine. Zifiri karanlığı aracın ışıkları ve hareketli aydınlatma bir yere kadar aydınlatıyor. Arada çalılıklar arasında beliren ve parlayan gözlerin hangi hayvanlara ait olduklarını tahmin etmeye çalışıyoruz bazen de yoldaki ışığa gelen kuşları, keklikleri, tavşanları ve kirpileri önümüze katıp ilerliyoruz. Tony bize bir jest yapıp yoldan çıkıp araziye dalıyor ve önümüzde parlayan yüzlerce zebra gözüne doğru aracı sürüyor. Bir o yöne bir bu yöne kaçışan hayvan sürüsü gece safarisinin aklımda kalan en etkili anını ve hissini oluşturuyor. Birkaç saat boyunca yaptığımız safaride maalesef gece avlanan hayvanlara denk gelemiyoruz ama bu kadarı bile oldukça tatmin ediciydi. Safarilerde "Afrika'nın 5 büyüğü" olarak geçen; manda, leopar, aslan, fil ve gergedandan dördünü görerek çok şanslı bir safari tamamlıyoruz. Hatta 4'te 4 yaptık denebilir çünkü Mikumi Milli Parkı'nda gergedan bulunmuyormuş. Olsa bu şansla onu da görebilirdik:)

tanzanya gece safari
Gece safarisinde silahlı asker de kadroya dahil oluyor.


Üçüncü günümüzde sabah kahvaltımızı yaptıktan sonra erkenden Dar es Salaam'a geri dönüş yoluna çıkıyoruz çünkü yol uzun ve yakalamamız gereken bir uçağımız var. Sadece televizyonlarda belgesellerde gerçek yaşamlarına tanık olabildiğimiz birçok vahşi hayvanı gerçek yaşam alanlarında gözlemleyebilmek, Afrika'nın o hayranlık uyandıran faunasını beş duyumuzla algılamak tarif etmesi güç bir deneyimdi bizim için. Sizinde olası Tanzanya gezinizi, safarisiz tamamlamamanızı tavsiye ederim. Zaman ve planlamanıza uygunsa ülkenin kuzeyinde bulunan ve en bilinen milli park olan Serengeti'yi planınıza dahil edebilirsiniz. Veya bizim gibi; ağırlıklı olarak güneyde ise gezi rotanız başka bir seçenek olarak Selous'u değerlendirebilirsiniz. Tur rehberimiz Tony'nin tavsiyesi olan Selous'un fotoğraflarına bakınca biraz içimiz burkulmadı değil, çünkü oranın varlığını bilseydik belki de safariyi orada yapma kararı bile alabilirdik.

tanzanya safari baobab agaci
Devasa baobab ağaçları da en az hayvanlar kadar heyecan verici.

 

*Daha çok fotoğraf için galeriye uğramayı unutmayın:)