İspanya'nın Bol Alevli Meşhur Festivali Las Fallas

Geçtiğimiz günlerde dünyanın bir yerinde; bol gürültülü, bol renkli, bol alevli, bol insanlı ve bol eğlenceli, 5 gün 5 gece süren bir festival gerçekleşti. Dünyanın bu yeri; Valencia, İspanya! Hala orada olan arkadaşlarımın paylaştığı Las Fallas fotoğraflarıyla anılarım tazeleniyor ve bu yazıyı yazmanın tam zamanıdır diyorum.

Las Fallas klasiği; apartmanlarla boy ölçüşen heykeller.

Hani listeler vardır ya; ölmeden önce yapılması gereken 100 şey diye. İşte bu listeye ekleyebileceğim bir madde; Las Fallas festivalinde bulunmak! 5 gün boyunca sokaklar rengarenk ve çeşitli büyüklüklerde (ki apartmanlar kadar yüksek olabiliyor) heykellerle doluyor, sokaklar trafiğe kapatılıp insan seline açılıyor.
Havai fişek gösterileri, sokaklarda gezen bandolar, geleneksel kıyafetlerle dolaşan insanlar, ışıklarla süslenmiş sokaklar, gece gündüz sokaklarda eğlenenler, kocaman tavalarla sokaklarda pişirilen Valencia'nın meşhur yemeği "paella"lar ve müthiş final; alev alev yanan o dev heykeller... 15-19 Mart tarihleri arasında yolunuz Valencia'ya düşerse karşılaşacağınız şehir manzarası bunlardan ibaret olacaktır.

Görkemli ışıklandırmasıyla Las Fallas zamanı bir sokak.

Las Fallas; hem festivalin kendisi, hem de bu kutlama için yapılan heykeller demek (la falla: heykel, las fallas:heykeller). Büyük boyutlarda 370'in üzerinde falla bulunurken daha küçük boyutlarda olan ve "ninot" denilen küçük heykellerden ise 368 tane bulunuyor. Valencia'nın her sokağında sizi bekleyen; 700'den fazla farklı heykel var! Peki bu devasa heykeller neden, nasıl ve kimler tarafından yapılıyor? Neden yapıldığı çok açık aslında; yakılmak için:) Şehrin her bölgesinde bir grup insan tarafından organize edilen ve "casal faller" olarak adlandırılan birimler/gruplar bulunuyor ve bir yıl boyunca çalışarak bir tane heykel yapıyorlar. Ahşap, kağıt, strafor, balmumu gibi farklı malzemeler kullanılarak yapılan bu heykeller; artist, heykeltraş, ressam, mimar gibi farklı meslek gruplarının ortak çalışmasının bir ürünü.

Şehrin sokaklarında çeşit çeşit heykeller.

Her Casal Faller'in ayrıca bir de Fallas kraliçesi yani Fallera'sı oluyor. Tüm şehir çapında seçilen 13 tane Fallera adeta o senenin kraliçe komitesi oluyor ve tüm kutlamalarda, balkon konuşmalarında yer alıyorlar. Fallera'ların kıyafetleri ise gerçekten çok güzel, özel ve öğrendiğim kadarıyla oldukça pahalı. Özel ipek kumaşlardan yapılan kabarık kıyafetlerini yine özel saç tokaları ve aksesuarlar tamamlıyor. Bu özel 13 fallera dışında; genç veya yaşlı birçok fallera görebilirsiniz sokaklarda.

Her yaştan "fallera" ve detaylı kostümleri.

Bu festivalde; belli zamanlarda yapılan özel seramoniler bulunuyor. Bunlardan kısaca bahsetmek gerekirse;
La Despertà: Hergün sabah 8'de sokakları arkasındaki kalabalıkla dolaşan bando adeta insanları uyanmaya ve peşlerine takılmaya çağırıyor. Zaten kelimenin kökü İspanyolca "despertar" yani uyanmak fiilinden geliyor. Bandoyu, geleneksel kostümlerle takip eden kalabalık, ellerindeki küçük fişekleri yere fırlatıp patlatarak bandoya eşlik ediyor.

Sokakları dolaşan bandonun peşine takılıp müzik eşliğinde dolaşabilirsiniz Valencia sokaklarını.

La Mascletà: Her mahallede öğlen 2'de düzenlenen bol dumanlı ve bol gürültülü bir eğlence. İçinde patlayıcı maddelerin olduğu küçük kağıtlara sarılmış şeker gibi duran bu rengarenk küçük paketler iplere diziliyor ve ateşlenince domino taşları gibi sırayla patlıyor. 19 mart günü Plaça de I'Ajuntament yani belediye meydanında yapılan final mascleta'sını kesinlikle kaçırmamalısınız. Biraz erken gitmenizde fayda var çünkü önceden gelip önlerde yer kapıyor insanlar ve gerçekten çok kalabalık oluyor. Koca meydanı ağ gibi saran iplere asılı duran mascletalar, saat 2'yi gösterince ateşleniyor. Kocaman meydan gürültü ve dumana boğuluyor.

İplere asılı patlayıcılar çoktan patladı ama duman hala gitmiş değil.

Ofrenda de Flores (Çiçek Sunma): Festivalin dinle en alakalı seramonisi bu belkide. 17-18 mart tarihlerinde, tarihi kent merkezindeki Plaza de Virgen meydanında; sadece başı ve elleri tamamlanmış, geri kalan kısımları ise ahşap bir iskelet olan kocaman bir Meryem Ana heykeli bulunuyor. Her Casal Faller'den gelen "fallera"lar, getirdikleri çiçekleri Meryem Ana'ya sunuyor ve bu çiçekler; ahşap iskelete tırmanmış olan kişiler tarafından yerleştiriliyor. İki gün süren bu seramoni sonunda; meydanın ortasında, elbisesi çiçeklerden oluşan kocaman Meryem Ana heykeli tamamlanmış oluyor.

Meryem Ana heykeli çiçeklerle tamamlanıyor.

La Nit del Foc (Ateş Gecesi): Çoğu Avrupa kenti gibi Valencia da nehir kenarına kurulmuş bir şehir. Şehrin büyüyüp, yayılmasıyla günümüzde bu nehir, şehri ikiye ayırır duruma gelmiş. Çok geniş bir nehir yatağına sahip Turia Nehri'nin; 1957'de taşmasıyla Valencia tarihindeki en büyük felaketle karşı karşıya kalmış. Birçok kişinin hayatını kaybettiği bu sel o kadar büyükmüş ki; belli yerlerde apartmanların üçüncü katlarına kadar sular yükselmiş. Bu felaketin tekrarlanması ihtimaline karşı, radikal bir kararla nehir yatağı değiştirilmiş ve şehrin dışından dolandırılarak denize dökülmesi sağlanmış. Uzun süre atıl kalan nehir yatağı, bir süre sonra günümüzdeki kullanım şeklini almış; yürüyüş ve bisiklet yollarıyla, rekreasyon ve spor alanlarıyla şehrin ortasından geçen lineer bir kent parkı! İnsanlar tarafından çok kullanılan bu park hala eski ismiyle anılıyor; insanlar parka gidiyorum değil, nehire gidiyorum diyor:) Bu lineer park, Las Fallas zamanı her gece yapılan havai fişek gösterilerine ev sahipliği yapıyor. Her akşam bir öncekinden daha gösterişli olan bu gösteri 18 mart gecesi doruk noktasına ulaşıyor ve bu sebeple bu geceye ateş gecesi (the night of fire/la nite del foc) deniyor.

Buralar eskiden nehir yatağıydı.

La Cremà: 19 mart gecesi festivalin muhteşem finali gerçekleşiyor! Şehrin farklı noktalarında bulunan tüm heykeller gece yarısına doğru yakılmaya başlanıyor. Bu yakılma işlemini gittikçe daralan bir çember gibi düşünebiliriz; şehrin diğer kısımlarındaki heykeller yakılıyor ve sıra yavaş yavaş tarihi kent merkezindeki Plaça de I'Ajuntament'de (Belediye Meydanı) bulunan en büyük ve en gösterişli heykele geliyor. Esas heykelimiz saat 1'de havai fişekler eşliğinde (ve tabii ki hazır olda bekleyen itfaiye araçları eşliğinde) yakılıyor ve kısa süre sonra gökyüzünü aydınlatan alevler azalarak son buluyor. Bundan sonra şehir ve insanlar, 5 gün 5 gece süren eğlenceye devam ediyor. Şehir; tüm sokaklarıyla beraber bir açık hava diskosuna dönüşüyor.

Festivalin sonunda kocaman heykeller yakılıyor.

Heykelden geri kalanlar ve hazırda bekleyen itfaiye.

Festivaller ülkesi İspanya'da mutlaka yaşanması gereken bir festival deneyimi için Valencia ve Las Fallas iyi bir tercih olabilir. 2018 yılındaki kutlamalara katılmayı gezi planlarınıza dahil edebilirsiniz. Hazırlık için 1 yılınız var! Gezi planınıza motivasyon ve hız vermesi için belgesel kıvamındaki video ile baş başa bırakıyorum sizleri.

İspanyol kültürünün olmazsa olmazlarıdır festivaller. Gerek İspanya'ya yaptığım geziler sürecinde, gerekse orada yaşarken tanıklık ettiğim meşhur veya uluslararası arenada pek de meşhur olmayan festivallere dair gözlemlerime dayalı yazı serisinin zamanla daha da genişlemesini planlıyorum. Şimdilik İspanya'nın meşhur festivali "Las Fallas" ve yereller tarafından çok bilinen "Moros y Cristianos" festivallerine dair detaylı bilgiler yer alıyor.

* Günlerce süren festivallerden birine tanıklık edin ve sabahlara kadar sokaklarda süren şenliğe dahil olun!
"İspanyollar eğlenmeyi çok iyi biliyor!" düşüncesi ben söylemesem de zaten varacağınız sonuç olacaktır:)


Önceki Yazı

İlginizi Çekebileceğini Düşündüğüm Diğer Yazılar

X

Facebook Sayfamızı Beğenin!

facebook.com/sezinlegez