Arap Esintileriyle Dolu Bir Afrika Şehri; Stone Town

Mikumi Ulusal Parkı'ndan safari aracımızla geldiğimiz 6 saatlik yol sonrası, Tanzanya içi uçuşların yapıldığı eski havaalanına bırakıyor bizi rehberimiz Tony. Biletlerimizi Dar es Salaam'a varır varmaz almış olduğumuz için şimdi sadece çantalarımızı vermeye ZanAir'in ofisine gidiyoruz. Uçuş saatimiz gelince pervaneli küçük uçakların dizildiği alanda yürüyerek uçağımıza varıyoruz. Uçağa biniş için önümüzdeki 15-20 kişilik sırayı beklerken inanılmaz bir şey oluyor ve görevli ön koltuğu göstererek birimizin oraya geçebileceğini söylüyor. Ben yerden 10 santim kadar yukarıda ulaşıyorum uçağa. İlk defa pervaneli uçağa biniyorum ve yerim pilotun yanı! 20 dakika süren yolculuk boyunca ağzımın yeri belli; kulaklarımın hemen yanı. Önümde; yardımcı pilot için yer alan göstergeler ve lövye, aşağıda Hint Okyanusu'nun turkuaz sularıyla fantastik bir yolculuk geçirerek Zanzibar adasına ayak basıyorum.

Co pilot oldum! Aşağıda görünen Stone Town şehri.

Zanzibar Tarihi

Yüzyıllarca; kaşiflerin, tüccarların, göçmenlerin ziyaret veya işgal gibi çok farklı amaçlarla geldiği adaya bir de biz geliyoruz. Zanzibar küçücük bir ada ama oldukça hareketli zamanlar yaşamış. Adanın sömürü tarihi karışık. Kimler gelip kimler geçmemiş ki; Persler, Araplar, Hintliler, Portekizliler, Almanlar ve İngilizler. Bu karmaşayı birazcık çözümlemek gerekirse; Portekizli Vasco da Gama'nın 1400'lü yılların sonunda Afrika'nın doğu kıyılarına ulaşmasıyla 18.yy'a kadar sürecek olan Portekiz sömürüsü başlamış. Bu sömürü Ummanlı Arapların işgaliyle son bulmuş. Umman sultanı deniz ticaretini geliştirip Zanzibar'ı baharat ticaretinin merkezi haline getirmiş. Ama hemen sevinmeyin çünkü aynı zamanda köle ticaretinin de merkezi olmuş. 1800'lü yılların sonunda bu sefer Alman egemenliği sahne almış adada. Ardından da İngiliz... 1963'te bağımsızlığını kazanan adada tam anlamıyla özgürlük çok sürmemiş ve 1 ay sonra gerçekleşen devrimle anakara Tanzanya'ya bağlanmış.

Ekibe kısa süreliğine dahil olan ananaslarla beraber Zanzibar'a hoşgeldik!

Adanın karışık tarihinin izlerini günümüzde de görüyoruz. Zanzibar'ın 1 milyona yakın nüfusunu; Afrika, Arap, İran ve Hint asıllılar oluşturuyor. Nüfusun %90'ı Müslüman ve adada 50'den fazla camii, 2 katedral ve birkaç tane de Hindu tapınağı bulunuyor. Yerel dilleri Shawili dışında İngilizce de yaygın olarak kullanılıyor. Birçok Avrupa ülkesinde İngilizce iletişim kuramıyorken burada dil sorunu yaşamamak gezginler için sevindirici bir durum olsa da nedeni üzücü...

Zanzibar adasının en büyük şehri Stone Town.

Stone Town Gezilecek Yerler

Zanzibar adasının en büyük şehri Stone Town Havaalanında yine benzer şeyler yaşıyoruz; taksici akınına uğramak, pazarlık yapmak, anlaşmak ve harekete geçmek. Havaalanından şehir merkezine 20$ dedikleri taksi ücretinde 5$'da hem fikir olup rezervasyonumuzun olduğu Zanzibar Otel'e doğru yola çıkıyoruz. Adanın en büyük şehri Stone Town'a ait taksi camından ilk izlenimler; Tanzanya'ya göre çok daha düzenli ve planlı olduğu. Tanımlı yolların ve kaldırımların varlığı bu gözlemin temelini oluşturuyor, bu düzenin temelini ise turizm. Adanın başlıca geçim kaynağı turizm. İkinci sırayı ise Umman sultanından yadigar baharat ticareti alıyor.

Dar es Salaam'a göre Stone Town sokakları daha düzenli.

Müthiş oyma kapısıyla bizi karşılayan otelimiz, yine iyi bir seçim yaptığımızı söylüyor daha ilk adımda. Adada her bütçeye göre konaklama bulmak mümkün. Lüks, saray yavrusu otellerin yanında bizim seçimimiz mütevazı ama hem konum hem de fiyat olarak oldukça memnun edici.

Stone Town'un harika ahşap oyma kapıları.

Otele yerleştikten sonra şehri keşfe çıkma ritüeli gerçekleşiyor ve UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan şehrin dar sokaklarına atıyoruz kendimizi. Sokaklar o kadar dar ki araçlar sadece belli ana yolları kullanırken, bu ara sokaklara ancak bisiklet ve ahşap yük arabaları girebiliyor. Sokaklarda çarşaflı kadınlar, kulağımızda ezan sesleriyle algıda bocalama yaşıyoruz. Doğu Afrika'da olduğumuzdan eminiz ama gördüklerimiz bir Arap ülkesini andırıyor.

Zanzibar Otel'in odası ve iç avlusu.

Bize tanıdık gelen ve birçok Müslüman ülkede görülen avlulu yapılaşma var Stone Town'da. Mahremiyetin ön planda tutulduğu, iç avlulu evlerin sokakla tek bağlantısı kapıları. Ama Stone Town'da bu kapılar çok daha özel. Kocaman ahşap kapılar müthiş bir el işçiliğiyle oyulmuş. İki stil olan bu kapılar Hint ve Arap etkileri taşıyor. Arap stili kapılar; yoğun oymalarıyla daha gösterişliyken, Hint stili kapılarda fillerin içeri girmesini engellemek için pirinçten yapılmış diken benzeri süsler yer alıyor.

Dar sokaklarıyla Stone Town çarşısı.

Harita olmadan, sokaklarında kaybolarak keyifle gezilen şehirlerden biri Stone Town. Sokak satıcıları, kediler, evlerinin ahşap kapıları önünde oturan o güzel Afrikalı çocuklar ve daha bir sürü sürpriz eşliğinde kaybolarak.... Labirent gibi dar sokaklar kimi yerlerde küçük meydanlar oluşturuyor. Jaws Corner da bunlardan bir tanesi. Çok belli ki duvarda yer alan Jaws resmi bu sosyalleşme alanına ilham kaynağı olmuş. İnsanların (ki genellikle erkekler oluyor) bir araya gelip sohbet ettiği, kahve içtiği bir nokta.

Jaws Corner'da günlük muhabbetler.

Hediyelik eşya satan dükkanların dizildiği sokaklardan geçmemiz tabii ki biraz zaman alıyor. Ahşap afrika maskeleri, hayvan heykelleri, oyma sandalyeler, takılar, el çizimi resimler ile dolu dükkanları hayran hayran gezmek, sahipleriyle muhabbet etmek, pazarlığa tutuşmak, bazen hem fikir olmak, bazen de için sızlayarak seçtiklerini geride bırakmak zaman isteyen şeyler:) Gezilerimde alışveriş genelde çok küçük bir yer tutar ama burası içimdeki alışveriş canavarını harekete geçiriyor çünkü çok orjinal ve güzel şeyler var! Hatta hayatımda ikinci defa içimden "buraya sırf alışveriş için bile gelinir" diye geçiriyorum (Fas'tayken de aynısı geçmişti içimden).

Hediyelik eşya dükkanları kara delik gibi içine çekiyor bizleri.

Şehir merkezinin dar sokaklardan çıkıp Hint Okyanusu kıyısına varıyoruz. Ahşap geleneksel kayıkların bir kısmı beyaz kumlarda dinlenirken bir kısmı okyanusla dans ediyor. Sahilde oturan kayıkçılar turistlerin gelmesiyle hareketlenip ada turları öneriyorlar. Bu teklifi ertesi gün değerlendirmek üzere sahil gezintimize devam ediyoruz.

Kumlarda dinlenen kayıklardan biri.

Akşamları kurulan yemek pazarıyla oldukça hareketli olan Forodhani Bahçesi gündüz sakin. Elinde çeşitli turların kitapçığı ve dilinde sıcak bir "Jambo!" (merhaba) ile yanımıza gelen rehberler oluyor. Şehirde ve adada yapılabilecek çok tur var; baharat ormanı turu, yunuslarla dalış, tüplü dalış, geleneksel teknelerle gün batımı turu, şnorkel turu... Çok çeşitlilik sunan, birkaç saat veya tüm gün süren turlara ilgi alanınız doğrultusunda katılabilirsiniz. Tabii ki en önemli şeyi unutmadan "sıkı bir pazarlık". Yanınıza gelip, ahşap heykelcikler, baharat paketleri gibi şeyler satmaya çalışan yerel insanlar da oluyor ama tedirgin olmanızı gerektirecek bir durum yok. İstemediğinizi söylediğinizde çok da uzatmadan ve rahatsız etmeden yanınızdan ayrılıyorlar.

Kedi her yerde kedi:)

Sahil boyunca gezerken geniş balkonlarıyla çok katlı, beyaz, ahşap bir bina gözümüze çarpıyor. Özel bir yer olduğu daha ilk bakışta belli olan bu binanın adı; Harikalar Sarayı olarak geçiyor ve bu iddialı isminin hakkını da veriyor. 1883'te Umman sultanı tarafından resmi resepsiyonlar için yapılan bina; Doğu Afrika'daki ilk asansörlü ve Zanzibar'daki ilk elektrikli bina. Şuan müze olarak kullanılan binayı biz gezemiyoruz çünkü çatısının bir kısmında yaşanan çökmeden dolayı tadilatta.

Palace of Wonders yani harikalar sarayı.

Şehir merkezi oldukça küçük ve yürüyerek her yeri gezebilirsiniz. Özel turlara katılmazsanız Stone Town'a bir veya iki gün ayırmak yeterli bile. Biz ilk günkü şehir keşfini şık bir restoranda akşam yemeğiyle daha da şenlendiriyoruz. İçine girince oldukça lüks olduğunu anladığımız Serena Inn Hotel, Hint Okyanusu'nu selamlayan terası, leziz yemekleri, şarabı ve sıcak kanlı servis elemanlarıyla kendisine jest yapmak isteyen gezginler için iyi bir seçenek olabilir.

Tanzanya gezisi boyunca yediklerimizden seçkiler. Beklentinin çok üstü!

Stone Town'da yapmadan dönmemeniz gereken şeylerden biri; güneşi Hint Okyanusu üzerinden uğurlamak. Serena Inn Hotel gün batımını en iyi izleyebileceğiniz yerlerden biri. Bir diğer seçenek de biraz daha salaş, turistler tarafından oldukça popüler Afrika House Hotel'in terası. Restoran önerilerinden gitmişken; kesinlikle uğramanızı önereceğim başka bir mekan da Livingstone Bar. Turistlerin uğrak yeri barın; mumlarla aydınlatılmış bahçesinde bir Serengeti (benim favorim) veya Klimanjaro birası eşliğinde ayağınızı serin, beyaz kumlara sokup keyifli bir Doğu Afrika akşamı yaşamanızı öneririm.

Stone Town'a Yakın Mesafe Gezilecek Yerler

Ertesi gün sahile inip yerel ahşap kayıklarla Stone Town'a yarım saat mesafedeki Prison Island'a gidiyoruz. 1893'te inşa edilen ve azılı suçluların ana karadan uzakta hapsedildiği yer, şimdi otel olarak kullanılıyor. Adada; 19. yüzyılın sonlarında Seyşeller'den getirilen dev kaplumbağa kolonilerini besleyebilir, 200 yıllık yaşanmışlıkları karşısında saygı ile eğilebilir, Hint Okyanusu'nun turkuaz sularında dalgalarla boğuşabilirsiniz.

Prison Island'da 200 yaşında arkadaşlar edinebilirsiniz.

Birkaç saatlik Prison Island turumuzdan sonra Stone Town keşfine devam ediyoruz. Hedefimiz eski köle pazarına varmak ama haritasız, yüreğimizin götürdüğü yere gidince kendimizi bir anda inanılmaz kalabalık bir pazarın içinde buluyoruz. Ertesi günün Ramazan Bayramı olmasından sebep bu kadar kalabalık olduğunu düşündüğümüz pazarda resmen insan seli arasında istem dışı ilerliyoruz. Etrafa baktığımızda tek beyazın bizler olduğunu görüyoruz, anlaşılan pek turistik bir rota değil ama gerçek hayatı görmek açısından kesinlikle güzel bir deneyim oluyor.

Kölelerin satılmadan önce tutulduğu hücreler.

Hazır pazar bulmuşken birkaç meyve alıp yolumuza devam ediyoruz ve köle pazarına ulaşıyoruz. Angligan Katedralinin hemen yanında yer alan köle pazarına şortla girmek yasak olduğu için girişteki görevli belimize bir şal dolayıp bizi içeriye yolluyor. Üst katları şu an otel olarak kullanılan binanın bodrum katında kölelerin zincirlerle bağlı tutulduğu, çok kötü koşullardaki küçücük hücreleri geziyoruz. Kölelerin, Zanzibar'dan Brezilya, Hindistan ve Arap ülkelerine satılmak üzere gemilere sevk edilmeden önce tutuldukları bu mekanlar insanlığın o karanlık geçmişinin ne kadar da zifiri olabileceğini anlatıyor.

Eski köle pazarının dışındaki heykeller.

Zanzibar; Hint Okyanusu'nun turkuaz rengi sularına serpilmiş irili ufaklı 50 adadan sadece biri. Anakaradan yaklaşık 35 km uzakta bulunan bu takımadalardan yerleşimin en fazla olduğu üç ada; Zanzibar, Pemba  ve Tumbatu adası. Bizim gezi rotamızda sadece Zanzibar yer alıyor ama yaptığımız "blue safari" ile denizin yükselmesiyle ortadan kaybolan küçük kumsal-adalara bile ayak basma şansımız oluyor.

Suların yükselmesiyle ortadan kaybolacak adaya sulardan önce varıyoruz.

Kaldığımız otelin tur firmasıyla anlaşıp ertesi gün erken saatte geleneksel tekneleri "dhow"a bineceğimiz noktaya araçla gidiyoruz. Tekneye biniş noktamız olan özel bir mülkün bahçesinde; eğlenceli kaptanımız Obama, Güney Afrika'lı geniş bir aile ve bir Alman çiftle ekibi oluşturup son hazırlıklarımızı yapıyoruz. Bizim grupta 3 Laz olduğunu düşünürsek kadro tam fıkralık:)

Geleneksel tekne "dhow" ile yolculuk başlıyor.

Rotamız; adanın güneyindeki Menai Koyu. Yol üzerinde ilk durak noktamız; henüz yükselen sular altında kalmamış olan, bembeyaz kumlarıyla küçük bir ada. Burada kaptanımızın bize sunduğu hindistan cevizi suyumuzu içip, şnorkelle dalış yapıyoruz. Suyun bir metre altında bile çok çeşitli bir canlı hayat var. Küçük mercanlar ve resifler rengarenk balıkları şnorkelle bile görebilmemizi sağlıyor.Dönüş yolunda yine kumsal-adanın yakınından geçiyoruz ama bu sefer adayı görmüyoruz bile, çünkü yükselen suların altında kalmış çoktan.

Şnorkel ile suyun altındaki renkli hayata tanıklık edebilirsiniz.

Gün boyu süren mavi safaride; kartpostallık manzaralar görüp turkuaz rengi sularda yüzme, suyun altındaki o rengarenk dünyayı gözlemleme şansı yakalıyoruz. Hedef noktamız Unguja Ukuu'ya ulaştığımızda yine harika renkler ve manzaralar karşılıyor bizi. Mürettebat ıstakoz da dahil olmak üzere bol deniz mahsüllü yemeğimizi hazırlarken biz de sahilden iç kısımlara doğru kısa bir gezi yapıyoruz. Sahil kadar yeşil dokusu da hayran bırakıyor, özellikle de 500 yaşındaki, yıkılsa bile yaşamaya devam eden devasa baobab ağacı.

Menai Koyu, kartpostallık duraklardan biri.

Dönüş yolunda teknenin motorunu kapatıp, yelken açarak tam geleneksel hale geliyor teknemiz ve çalkantılı okyanusta şarkılar, meyveler eşliğinde başlangıç noktamıza geri dönüyoruz. Tüm gün süren bu aktivite turlar arasında en tuzlu olanı ama planınıza katmaya değer!

500 yıllık baobab ağacı.

Stone Town'da geçirdiğimiz 3 günün sonuna gelirken bayram kutlamalarıyla iyice şenlik alanına dönüşen Forodhani Bahçesi'nde alıyoruz son soluğu. Zaten renkli giyinmeyi seven kadınlar bayrama özel daha da renkli ve süslüler. Herkes ailece parktaki yerini almış; kimileri getirdiği örtüleri yere sermiş üzerinde oturup etrafı izliyor, kimileri yemek tezgahlarından aldığı şeyleri yiyor, kimileri de parkta tur atıyor... Bize düşen ise; tüm doğallığıyla sürüp giden hayatlarına tanıklık etmenin keyfini sürmek. Forodhani Bahçesi'ndeki akşam yemek marketi bayram yoğunluğu yaşıyor.

Forodhani bahçesindeki akşam pazarında bayram yoğunluğu var.


Zaman:
01-11 Temmuz 2016

Rota:
İstanbul
» Dar es Salaam»Mikumi Ulusal Parkı»Stone Town»Kendwa Plajı»İstanbul

Kadro:
4 kişi

Ulaşım:
*İstanbul-Dar es Salaam: Uçak (Qatar Airways).
Qatar Airways'den 6 ay önce aldığımız biletlerimiz Doha aktarmalıydı. İstanbul-Doha uçuşu 3 saat, Doha-Dar es Salaam uçuşu ise yaklaşık 7 saat sürdü. Giderken 3 saat, dönüşte ise 8 saatlik bir bekleme süremiz vardı. Qatar Airways'in %40'lık indirim kampanyasına online bilet satış sitesi Turna.com'un kendi indiriminin de eklenmesiyle resmen yarı fiyatına 975 tl'ye biletlerimizi aldık. İlk defa Qatar Airways ile uçtum ve çok memnun kaldım. Uçakları yeni, yemekleri lezzetli, servisleri bol... Kesinlikle tavsiye edilir!

*Dar es Salaam-Mikumi Ulusal Parkı: Safari tur firmasının özel aracı.
Gitmeden önce safari yapacağımız turla anlaştık. Anlaşmamızın içinde bizi Dar es Salaam'daki otelimizden almaları ve dönüşte havaalanına bırakmaları da dahildi.

*Dar es Salaam-Stone Town: Pervaneli uçak (Zan Air).
Zanzibar adasına iki şekilde ulaşılabiliyor; feribot veya pervaneli uçak kullanarak. Biz Tanzanya'ya vardığımızda havaalanından ayrılmadan Zan Air adlı havayolu firmasından biletlerimizi aldık. Bilet sorduğumuz ilk yer 75$ fiyat verdi, başka firmaya da sorduk ve pazarlığımızı yapıp 48$'a aldık biletlerimizi.

*Stone Town-Kendwa Plajı: Özel taksi.
Pazarlık anahtar kelime Tanzanya'da! Adanın kuzeyindeki plaj olan Kendwa'ya yaklaşık 1 saatlik taksi yolculuğu için 20
$'a anlaştık. Hatta dönüş için de konuştuk ve dediğimiz tarihte sabah bizi almaya otele geldi taksici.

*Stone Town-Dar es Salaam: Özel uçak.
Dönüşümüz Ramazan Bayramı'nın son gününe denk geldiği için uçaklarda 4 kişilik yer bulamadık. 48$'a aldığımız geliş biletleri dönüşte 105$ olunca ve 4 kişilik özel uçak kiralama fiyatı 450$ olunca İstanbul'a dönüş uçağımızı kaçırma riskini göze almayıp özel uçak kiraladık. İki pilot ve 4 yolcu kapasiteli küçük pervaneli uçağa da binmiş olduk:)

Konaklama:
Dar es Salaam: Lantana Hotel (1 gece 21
$) Tavsiye edilir!
Stone Town: Zanzibar Hotel (3 gece 105
$) Tavsiye edilir!
Kendwa Plajı: Kendwa Rocks Beach Hotel (4gece 172
$) Tavsiye edilir!

Masraflar:
Vize Ücreti: 50
$ (Havaalanına varınca alabiliyorsunuz)
Seyahat Sigortası: Yok!
Gidiş-Dönüş Uçak Biletleri: 975tl
Dar es Salaam Havaalanı-Otel Taksi: 25
$ (45$'dan başlayan kıyasıya pazarlık sonucu)
Dar es Salaam Konaklama: 21
$ (1 gece)
Safari: 550
$ (Konaklama, kahvaltı, akşam yemeği ve gece safarisi de dahil 2 günlük tur) Rehbere bahşiş vermeyi de eklemeniz gerekebilir. Biz toplamda 50$ bahşiş verdik.
Dar es Salaam-Stone Town Uçak Bileti: 48
$
Stone Town Havaavalnı-Otel Taksi: 5
$
Stone Town Konaklama: 105
$ (3 gece)
Stone Town-Kendwa Plajı Taksi: 20$
Kendwa Plajı Konaklama: 172
$ (Akşam yemekleri ve içeceklerle beraber toplamda 227$)
Kendwa-Stone Town Taksi: 20$
Stone Town-Dar es Salaam Uçak: 112
$

Yemek: Yemek konusunda bir sıkıntı yaşamadık, özellikle Zanzibar adası turistik bir yer olduğu için seçenekler boldu. Bolca deniz mahsülü yemeniz muhtemel:) 10-12$'a doyurucu bir akşam yemeği yiyebilirsiniz. Kendinizi şımartma seçeneğini merak ederseniz; Stone Town'da gayet şık bir otel olan Serena Inn'in denize sıfır terasında şık yemekler ve şarap keyfi bahşişlerle beraber kişi başı 40$'a mal oldu örnek vermek gerekirse.

Extra Harcamalar:
Günlük Turlar: Zanzibar adasında gün boyu veya birkaç saat süren çok çeşitli turlara katılmak mümkün. Bunlar; yunuslarla yüzme, şnorkelle dalış, tüplü dalış, orman turu, baharat turu vb. gibi çeşitlilik gösteriyor. Bu turlar için anahtar tavsiye; pazarlık yapmak! Bizim katıldığımız turlar;

Prison Island: 7$ (Sahildeki kayıkçılarla toplamda 30$'a anlaştık ve yarım saat mesafedeki adaya birkaç saat süren bir tur yapmış olduk. 200 yaşına merdiven dayamış kaplumbağaları besledik, dalgalı denizde yüzdük).

Blue Safari: 60$ ( Kaldığımız oteldeki tur firmasıyla tüm gün süren, geleneksel yelkenli tekneyle küçük adaları, plajları  gezdiğimiz, bolca yüzdüğümüz, şnorkelle daldığımız, bol bol deniz mahsulü yediğimiz bir tur oldu).

Alışveriş: 100$ (Genelde bu kaleme fazla bütçe ayırmam ama Afrika sırf alışveriş yapmak için bile gidilebilecek bir ülke:) Ahşap maskeler, heykeller, takılar... Hepsi içinizdeki alışveriş canavarını tetikliyor.

Uçak biletleri de dahil olmak üzere; konaklama, ulaşım, yeme-içme kişi başı yaklaşık 1800$

Konuya daha da rasyonel yaklaşırsam, tüm gezinin maliyetleri oran olarak şöyle;
%3'ü vize ücreti
%30'u ulaşım masrafları
%32'si safari ücreti
%18'i konaklama ücreti
%7'si yeme-içme
%6'sı extra turlar
%4'ü alışveriş

Görüldüğü gibi geziye incir ağacı diken kalem safari oluyor ama kesinlikle deneyimlenmesi gereken bir tecrübe!

* Daha önce hiç yemediğin tropik meyveleri ye!
* Safari yap!
* Stone Town'un dar sokaklarında kaybolarak gez!
* Yerel insanlarla muhabbet et!
* Prison Island'da 200 yaşındaki kaplumbağaları besle!
* Hint Okyanusu'nda yüz!
* Stone Town'da eski köle pazarına git!
* Blue Safari yap!
* Şnorkelle dal!
* Forodhani Bahçesi'ndeki akşam yemek pazarına git!


Önceki Yazı
Sonraki Yazı

İlginizi Çekebileceğini Düşündüğüm Diğer Yazılar

X

Facebook Sayfamızı Beğenin!

facebook.com/sezinlegez