sezinlegez.com

Kaçkarlar

Zaman : Muhtelif Zamanlar:)
Rota     : Gito»Pokut»Sal»Ayder»Kavrun
Yapmadan Dönme
Galeri
 
Kaçkarlar; Bulutların Üstünde Gökyüzünün Altında

Kadıköy minibüsünde belki yüzlerce kez kulağıma çalınan Karadeniz şarkılarına bu sefer farklı bir tepki verdiğimi fark ediyorum aniden. Tulum sesi ve tipik Karadeniz ezgileri; serbest çağrışımla zihnime ışık hızında gelip kurulan görüntülere, kokulara, seslere, hislere ve insanlara sebebiyet veriyor. İçimden kendime söylediğim ilk şey; "özlemişim!" oluyor. Neyse ki bu özlem, üzüntüyü değil doğru zamanlamayı vurguluyor. Çünkü birkaç hafta sonra gelen ve çekiştirerek uzattığım kurban bayramı tatili için Trabzon biletlerim çoktan alınmış bile:)

Karadenizli ve üniversiteye kadar orada yaşamış biri olarak Kaçkar Dağları'nın eteklerine serpilmiş yaylalarla tanışmam oldukça geç oldu diyebilirim (tabii ki Ayder'i saymazsak, ki asıl yayla olayını gördükten sonra üzülerek Ayder'i liste dışı bırakıyorum). Fakat bu arayı kapatmak için son yıllarda yoğun çabalarım da yok değil:) Her Doğu Karadeniz ziyaretimi yayla sisini içime çekmeden, ayazını yemeden tamamlamamayı hedefliyorum. Yani, bu yazı dizisinin gelişip serpilmesini, zamanla boy atmasını planlıyorum. Tabii ki dağ taş gezip, temiz havasını içimize çekeceğimiz, doğayı ve doğalı tüm hücrelerimizde hissedeceğimiz, bulutların üstünde gözyüzünün altında, bazen sisler arasında, bazen de kemikleri ısıtan ışıl ışıl güneşte keyfine vardığımız yaylalarımız para hırsıyla yanıp tutuşanların masasına meze olmazsa... Ama yol gerek? Oralara gitmek isteyenler her türlü gidiyorlar zaten. Zorlukları göze alıp giden, kıymet bilen insanlardan başka ziyaretçilere ihtiyacı yok bulutlar ülkesinin... Ama enerji gerek? Karadeniz'e can veren dereleri kurutup canlı hayatına büyük bir darbe vurmadan da "temiz enerji" kaynaklarıyla ihtiyaç karşılanabilir. En azından, başka yöntemler araştırılabilir ortada doğru düzgün bir proje bile yokken dozerlerle doğayı katletmeden önce... Bu para ve tahrip hırsı ne kadar korkutucuysa, karşısında direnen kocaman yürekli insanlar da en az o kadar umut verici! Doğanın; sahip olunan bir meta değil, gelecek nesillerin emaneti olduğu bilincindeki tüm o güzel insanlara hayranlık ve umutla saygılarımı, sevgilerimi iletiyorum!

Kaçkar Yaylaları yazı dizimin ilk kahramanları; Pokut, Sal, Kavrun, Gito ve Ayder. Ama öncesinde, genel olarak Kaçkar Dağları Milli Parkı'ndan ve yayla kültüründen bahsetmeden geçmemek gerek.

                                                                                                                       Gito Yaylası

Nerede Bu Kaçkarlar? Nasıl Ulaşılır?

Karadeniz'de hep o duyduğumuz denize paralel uzananlar Kaçkarlar! 4000 metreye yakın zirvesi, üç ilin kesişme noktasında bulunuyor; Rize, Artvin ve Erzurum. Milli parkın büyük bir kısmı Rize sınırları içinde ve ulaşım genellikle Rize'nin Çamlıhemşin ilçesinden sağlanıyor.

Trabzon'dan 120 km ve Rize'den 45 km mesafedeki Ardeşen; coşkuyla akan Fırtına Deresi'ni solunuza alıp Çamlıhemşin'e doğru vadi içine sapacağınız yer. Ardeşen'den 25 km sonra vardığınız Çamlıhemşin ise, bir nevi kilit nokta; gitmek istediğiniz yaylaya göre, Fırtına Deresi'nin kollara ayırdığı yollardan birini seçeceğiniz, yiyecek-içecek zulalarını dolduracağınız yer. Bu ayrılan yollardan dolayı birazdan anlatacağım yaylalardan; Ayder ve Kavrun yaylasını birinci rota, Sal ve Pokut'u ikinci, Gito'yu ise üçüncü rota olarak düşünebiliriz. Ulaşım, önceden planlanıp dikkat edilmesi gereken bir nokta Kaçkarlar'da. Hedefiniz sadece Ayder ise bu konuda sıkıntı çekmeyeceksiniz ama başka yaylalara gitmeyi düşünüyorsanız arazi aracı en doğru tercih olacaktır. Araç kiralama gibi bir seçeneğiniz yoksa; Çamlıhemşin'deki yolları artık ezberlemiş taksilerden birini kiralayarak birkaç saate istediğiniz yaylaya ulaşabilirsiniz. Bu taksilerin ücretleri yaylasına göre değişmekle beraber genelde 250-300 tl arasında. Yaylada kalacağınız pansiyonu belirlediyseniz, sizi araç ayarlama konusunda yönlendireceklerdir zaten.

                             Çamlıhemşin yayla yollarının ayrıldığı nokta

Yaylacılık ve Yayla Kültürü

Gelelim bu insanların derdi ne ki; 2000 metreden bile yüksekte evler yapıyorlar, saatlerce yüklerle yürüyüp oralara ulaşıyorlar (günümüzde birçoğuna araç yolu var ama eskiden saatlerce yürüyerek ulaşılabiliyordu yaylalara), birkaç hafta kalıp tekrar geri dönüyorlar? Yaylacılık faaliyetinin asıl sebebi hayvancılık ve süt, yoğurt, yağ, kaymak, süzme, minci gibi hayvansal ürünler. Genelde mayıs sonu, haziran başı gibi hayvanlarla beraber yaylalara çıkılırmış. Yaylada; hayvanlar iyice beslenirken insanlar da eğlenceler düzenler, horonlar oynar, evlerin bakımını yapar ve sonbaharın gelmesiyle yayladan inerlermiş. Doğu Karadeniz'de çay tarımının başlaması hayvancılığın eski önemini kaybetmesine neden olmuş ve günümüzde yaylalar sadece sayfiye yeri olarak kullanılmaya başlanmış. Eski yayla evlerinin pansiyonlara dönüştürülmesiyle de son dönemde yeni bir işlev ekleniyor yaylalara; yayla turizmi.

Ne Zaman Gidilir ve Nelere Dikkat Edilmeli?

Yaz ve sonbahar ayları bizim gibi "kentli" yayla turizmcileri için ideal zamanlar. Hazirandan eylül sonuna kadar rahatlıkla yayla planları yapabilirsiniz. Ama tabii ki ne kadar yazın ortasında gitseniz de soğuğa ve yağmura hazırlıklı olmalısınız. Aynı şekilde güneşe de... Yaylada bulutsuz pırıl pırıl bir güneş, siz farkına bile varmadan özellikle yüzünüzde ciddi güneş yanıklarına sebep olabilir. O yüzden güneş kremi çantanızdaki yerini almalı. Yürüyüşe, eğimli ve taşlı araziye uygun bir trekking ayakkabısı veya botu işinizi oldukça kolaylaştıracaktır. Hatta yanınıza yedek bir ayakkabı bile alabilirsiniz. Kamp yapıp, çadırda kalmayı düşünüyorsanız yer bulma konusunda sıkıntı çekmeyeceğiniz garanti. Bazı tesis ve pansiyonların bahçelerinde bile çadır kurmanız mümkün. Soğuk havayı bu noktada da unutmayıp kışlık uyku tulumunuzu yanınıza almanızı tavsiye ederim (benim gibi; "temmuz nasılsa, yazlık uyku tulumumu alayım" şeklinde gafleye düşmeyin).

Gerekli ön bilgilendirmeyi yaptığıma göre artık bulutlar ülkesine doğru yola çıkabiliriz! Keyifli okumalar...

 

NOT: Kaynakça olarak belli noktalarda yararlandığım Uğur Biryol'un "Kaçkarlarda Bulut Olsam" kitabı, diğer kitapları gibi o coğrafyayı ve kültürü, içinde büyümüş ve yaşayan biri olarak aktardığı keyifli bir kitap. Okuma önerisi olarak dikkate alabilirsiniz ve Çamlıhemşin'in Konaklar ilçesinde hemen yol üstündeki Livera adlı kitapevi ve kafesinde soluklanıp çay eşliğinde kitabınızı imzalatabilirsiniz.